Şuanda 28 konuk çevrimiçi
BugünBugün463
DünDün935
Bu haftaBu hafta5399
Bu ayBu ay29348
ToplamToplam10107848
Lenin: eskisi ve yenisi PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Çarşamba, 17 Ocak 2024 21:42


Michael Brie’nin Lenin Neu Entdecken (Lenin’i Yeniden Keşfetmek) kitabını bitirdim. İçeriğinin çoğunu biliyordum, yeni öğrendiğim Toplu Yapıtlarının eski basımlarında 33. ve 34. ciltlerinde, yani yaklaşık sonda, yazdıkları oldu.

Brie doktorasını SSCB’de yapmış ve Toplu Yapıtları Rusçadan okuma olanağına sahiptir. Lenin’in yazıları daha sonra bulunup eklenenlerle yaklaşık 40 cilt oluyor.

Lenin’in son yazıları bölük pörçük çevrilmiştir. Bildiğim kadarıyla İngilizce ve Almancada tamamı vardır. Her dilde bulunur ama başka dillerde ne oranda tümü vardır, bilmiyorum.

Eski basımlarında 33. ve 34. ciltlerden yapılan ve yazarın kendi çevirisiyle Almanca olan ifadelerde Lenin, şimdiki Çin ve Vietnam’ın yaptıklarından çok farklı gelişme önermiyor. Aradan geçen zamanı da dikkate alırsak Çin ve Vietnam’ın pazar sosyalizmi Lenin’e yabancı değildir. Yeni Ekonomik Politika’nın genişlemesi (NEP) pazar sosyalizminin değişik çeşitlerini verir.

Lenin’in önemle üzerinde durduğu, komünist partisinin iktidar tekelinin sürmesidir.

Çin, Vietnam, Laos, Küba ve Kuzey Kore’deki gibi…

Bir başka önemli nokta, Lenin’in neyi ne zaman savunduğudur.

Şartlar değişir, aynı konuda savunulanın tersi savunulabilir.

Geçmişte bunu özellikle Nisan Tezleri’nden örnek vererek vurgulamıştım.

İki Taktik’teki devrim anlayışıyla Nisan Tezleri’ndeki birbirinden epeyce farklıdır. Bolşevik militanların itirazlarına karşı Lenin de bunu belirtir: hayat öngörülenden farklı gerçekleşmiştir ve teorinin güncellenmesi gerekir.

Bu ayrımı dikkate almadığınız zaman Lenin’de çelişki bulmak zor olmaz.

Mesela muhalefetteyken parti içinde farklı grupların bulunmasına karşı çıkmayan Lenin, iktidar alındıktan kısa süre sonra parti içindeki bütün grupların yasaklanmasını sağlayacaktır.

Devrimden önce Sovyet iktidarını savunan Lenin, devrimden sonra Sovyetlerdeki boş gevezelikten sık olarak şikayet edecektir. Bu konudaki Türkçe alıntıları Carr’ın Bolşevik Devrimi adlı üç ciltlik yapıtının ilk cildinde bulabilirsiniz.

Genç Sovyet cumhuriyeti sert iç savaşı yeni kazanmış ve yapılması gereken çok iş bulunuyor. Bitmez tükenmez tartışmalarla geçirilecek zaman yok…

Devrimden sonra partideki önemli bazı kararlar dayatmayla alınmıştır.

Mesela Brest-Litovsk barışı…

Alman ordusu ilerliyor, Rus ordusunun karşı koyması mümkün değildir ve devrim tehlikededir. Dolayısıyla bedeli ne olursa olsun barış antlaşması gereklidir.

Brest-Litovsk ağır şartları olan bir barıştır ve Lenin merkez komitesinde azınlıktadır.

Konu günlerce tartışılamaz, genç devrim büyük tehlikededir.

Lenin bakar ki olmuyor, “merkez komitesinden çekileceğini” açıklar. MK’nın geri kalanı bunu göze alamaz ve barış antlaşması kabul edilir.

Karar hiç de demokratik değildir ama doğrudur.

Devrim çöktükten sonra demokratik davranmış olsanız ne olur?

Benzer durum ulusların kaderlerini tayin hakkında çıkar.

Çarlık Rusya’sının çok sayıda parçasında (Gürcistan, Özbekistan, Kazakistan ve diğerleri) zayıf burjuva güçler İngiltere ile bağ kurmak amacındadır. Ya genç Sovyet cumhuriyeti ya da İngiltere, ortası yoktur…

Ulusların kaderlerini tayin hakkı gider, yerini halkların kaderlerini tayin hakkı gelir (Carr’ın ilgili kitabına bakınız). Kızıl ordu bu ülkelere girer ve Sovyet iktidarını kurar.

Bizde Lenin’i doğru dürüst öğrenmemekten gelen bir alışkanlık bulunuyor: değişik dönemlerden alıntılar bulmak ve ne zaman ve neden savunulduğuna bakmadan bağnazca savunmak…

Lenin’in Rus köylüsünün kolektifleştirmeye direnişine karşı kooperatifleştirmeyi savunması bir başka örnektir.

Lenin öncelikle gerçekçidir. Mesela Çarlık’ın devlet mekanizmasını büyük oranda aldıklarını belirtir ve bunun iyileştirilmesini savunur.

Devletin parçalanması hiç de önceki yapıtlarında savunduğu gibi değildir. Birçok alanda kadrolar bile aynıdır. Okuma yazmanın az olduğu bir köylü ülkesinde çok sayıda yeni kadroyu nereden buluyorsunuz? Öyle bir ülke ki dünyanın altıda birini kaplıyor.

Kızıl Ordu Troçki tarafından büyük hızla örgütlenir.

Kendinize sorun; nasıl oluyor?

İşçiler, nüfusun küçük bir kesimidir, en fazla tabanca kullanmayı bilir, ağır silahları kullanamaz, savaş taktiklerini bilmeleri beklenemez.

Çarlık ordusunun çok sayıda subayı Kızıl Ordu’ya katılır.

Neden, Bolşevik oldukları için değil…

Bu büyük ülkeyi dağılmaktan kurtarabilecek tek güç Bolşeviklerdir; bunu görürler ve Kızıl Ordu’ya katılırlar.

Bir bölümü de Denikin ve Wrangel’in karşı devrimci ordularına gider.

Çok kişi Lenin’in devrim öncesindeki teori ve pratiğine bakar; devrimden sonra neler yapılmıştır, ilgilenmez.

Devrim sonrasını iyi öğrenmemek büyük eksikliktir.

Brie’nin şu görüşüne tümüyle katılıyorum: Lenin biraz daha yaşasaydı, sosyalizmin tanımını değiştirirdi. Lenin teorideki ve pratikteki otoritesiyle bunu yapabilecek birisiydi.

 

Sosyalizm Marx-Engels’teki gibi olmayacaktı ve bu bilinmeyen yolda denemeler ve yanılmalarla ilerlenecekti.