Şuanda 70 konuk çevrimiçi
BugünBugün2599
DünDün3327
Bu haftaBu hafta2599
Bu ayBu ay50636
ToplamToplam10519060
Ülkede ölmek - sürgünde ölmek PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Cuma, 03 Mayıs 2024 19:29


Bence ikisi arasında önemli fark bulunmuyor. Bu benim görüşüm, farklı görüşte olanlar da var. Sürgünde veya ülkede ölen bazı sosyalistlerin tutumlarından daha fazla yaşamak istemedikleri sonucu çıkarıyorum. Hepimiz zor bir hayat yaşadık, halen yaşadığımız hayat da kolay değil ama insanın kendi sağlığı konusunda bu kadar umursamaz olması –belki kendisine bile itiraf edemediği- artık yaşamak istememek duygusuyla bağlantılıdır.

Bu da mümkündür. Bir yere gelirsiniz ve artık yaşamak istemeyebilirsiniz. Bunu açıkça söylemeyebilirsiniz ama biraz dikkat eden görebilir.

Çok yaşadım, büyük bedel ödedim, üstelik istediğim gibi başarılı da olamadım; bu kadar yeter duygusu, anlaşılabilecek bir duygudur.

Sürgünde ölenlerde bu duygunun daha güçlü olduğunu tahmin ediyorum.

Sürgünde kendini yeniden üretememiş ya da bu konuda istediği oranda başarılı olamamış insanlarda “bu kadar yeterlidir” duygusu daha erken gelir.

Bunu da anlayışla karşılamak gerekir.

Yirmi yaşından önceki yıllarımdan beri sürekli şuna inanırım: bu gece yatmanın, sabah kalkmanın amacı yoksa yaşamanın da anlamı yoktur.

Yaşamayı kendine göre gerekçelendiremiyorsan, yaşamak şart değildir.

Bazı insanların –sayıları da az değildir- sürgüne bir türlü uyamamalarını, üretme enerjilerinin düşmesini anlayabiliyorum.

Bende tersi oldu. Son 40 yılda burada değil de ülkede yaşasaydım, teorik ve pratikte yapabildiklerimin ne kadarını yapabilirdim; bilemiyorum. Kesinlikle daha az olurdu.

Ne önemli başka bir dil daha öğrenebilirdim, ne iki üniversite daha bitirebilirdim ve ne de istediğim neredeyse her kaynağa ulaşabilirdim.

Bir deyimle, sürgün bana yaradı.

İnsan hangi şartlar altında yaşarsa yaşasın, kendini yeniden üretebilmelidir. Bu üretim bazen daha kolay bazen daha zor olur. Bazı arkadaşlar sürgünde yaşadıklarında neredeyse sudan çıkmış balığa dönüyorlar. Şartlara bir türlü adapte olamıyorlar.

Onları fazla eleştirmiyorum. En fazla “daha fazla çaba gösterebilirdiniz” diyorum.

Önce Fransa ardından Almanya’ya büyük avantajlarla geldim ve bunları iyi kullandım.

Büyük kent insanı olmak, ülkeden ayrılmadan önce zaten tanınan bir isim olmak, geçerli bir dili –İngilizce- iyi bilmek ve eklemem gerekir şans ve bu şansı iyi kullanmak…

Dünyanın her tarafında olduğu gibi sürgünde de yapılabilecek çok şey bulunuyor.

Ben de yapmaya çalışıyorum işte…