Şuanda 52 konuk çevrimiçi
BugünBugün2754
DünDün3327
Bu haftaBu hafta2754
Bu ayBu ay50791
ToplamToplam10519215
Mahir Çayan'ın entelektüel yönü PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Pazar, 05 Mayıs 2024 15:15


Dikkat etmişsinizdir, 30 Mart ve 6 Mayıs’ta anma yapmıyorum. Her yıl aynı sözleri tekrarlamanın anlamı olduğunu da düşünmüyorum. 12 Eylül’ün üzerinden 44, Kızıldere ve idamların üzerinden 52 yıl geçti. Bugüne ya da son beş-on yıla ait söyleyebilecek şeyleriniz azaldıysa ya da yoksa, anmaları gittikçe daha şiddetli yapmak durumuna gelirsiniz. Andıkça kendinizi daha devrimci hissedersiniz ama bu çıkmaz bir yoldur.

Yolu kaybetmişseniz, çıkmaz yol da bir yoldur ve bu arkadaşların durumu da aynen budur.

Mahir Çayan önemli bir entelektüeldir ve sosyalist harekette İbrahim Kaypakkaya ile birlikte önemli bir kopuşu temsil eder.

Mahir Çayan’a kadar hiç kimse emperyalizmi bu kadar ayrıntılı incelememiştir.

Mahir Çayan’a kadar hiç kimse emperyalizmin sadece dışsal değil, içsel bir olgu olduğunu belirtmemiştir.

Mahir Çayan, 1970’li yılların başlarında TİP dışında herkes tarafından paylaşılan yarı sömürge, yarı feodal ülke tespitinin dışına çıkar, ülkenin kapitalist olduğunu belirtir.

Kesintisiz Devrim II-III’de anti emperyalist anti oligarşik devrim anlayışıyla anti kapitalist devrimi savunur.

Köylülük sınıflara ayrışmıştır ve tarım burjuvazisi hedef alınan kesim arasındadır.

Bunun adı anti kapitalizmdir.

Mahir Çayan yıllarca anti feodal anti emperyalist devrimi (Milli Demokratik Devrim) savunmuş ama teorik gelişmesi sonucu bu görüşünü değiştirmiştir.

Silahlı mücadele temelinde anti kapitalist devrimi savunan dönemin tek örgütü THKP-C’dir.

Bunu göremeyenlerin Mahir Çayan’ı isterse her gün anmaları anlam taşımaz.

Mahir Çayan’ın kemalist olduğu saptaması yapılır ama bu yerinde bir saptama değildir.

Ordu içinde örgütlenmenin gerekliliğini herkes kabul eder. Subaylar arasında THKP-C’nin örgütlenme düzeyine ne öncesinde ne de sonrasında hiçbir sosyalist örgüt ulaşamamıştır.

Ve unutmayalım; o dönem değişik ülkelerde emperyalizme ve ülkedeki iktidara karşı harekete geçen devrimci subaylar dönemidir.

Nasır örneklerden en bilinenidir. 1974’te Portekiz’de sömürgeciliğe son veren Karanfil Devrimi’ni gerçekleştiren de ordudur.

Mahir Çayan eksikleriyle tabii ki eleştirilebilir, eleştirilmelidir de ama O’nun entelektüel yönü ve gelenekten önemli kopuşu mutlaka dikkate alınmalıdır.

Başka bir yönden benzer kopuş İbrahim Kaypakkaya’da da vardır. Kemalizm, Ermeni soykırımı, Kürtler konusunda önemli tespitler yapmıştır. En büyük eksikliği, ülkenin sosyo-ekonomik yapısıyla ilgilidir. Bir ülkenin sınıfsal analizini yanlış yapıyorsanız vahim hatalardan kurtulamazsınız.

1970’li yılların başlarında da bu ülkede kapitalizm egemendi, yarı feodalizm değil…

Feodal kalıntıların bulunması, yarı feodalizmi göstermez.

50 yıl öncesini değerlendirirken bu iki kopuşu eksikleriyle birlikte dikkate almak ve konuyu yiğitlik, cesaret kapsamından çıkarmak gerekir.