Şuanda 201 konuk çevrimiçi
BugünBugün6749
DünDün10768
Bu haftaBu hafta32005
Bu ayBu ay61708
ToplamToplam10395178
Aynısını yaparak farklı sonuç beklemek... PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Çarşamba, 15 Mayıs 2024 01:17


Belirlemenin aslı şöyledir: sürekli aynısını yaparak farklı sonuç beklemek aptallık göstergesidir.

Kürt hareketiyle (hangi Kürtleri kastettiğimi anlıyorsunuz) Türk solu arasındaki ilişki konusunda bu solun bazı insanları yıllardır aynısını tekrarlarlar ve söz konusu Kürtler de bu tekrara kendilerince güç verirler: Türk solu milliyetçidir, geçmişle hesaplaşmamıştır vb.

En az 20 yıldır bu söylem tekrarlanır. Sanılır ki tekrarlandıkça etkili olacaktır ama görünen tersinedir. Bu solun o bazı insanlarının etkinlik derecesi azalmıştır ve gelişme eğilimi daha da azalacağı yönündedir. Yıllardır aynısını tekrarlıyorlar ve açıkçası tekrarlamak zorundadırlar çünkü üretebildikleri yeni bir şey yoktur. Yaptıkları da giderek Kürt hareketine yönelik “yıkama yağlama faaliyeti” boyutuna dönüşmüştür.

İstediğiniz kadar öfkelenin Kemalizmin bu ülkenin modernleşme tarihinde önemli yeri vardır.

Kemalizm sosyalizm değildir ama bu onun özellikle cumhuriyetin ilk onlu yıllarında modernleşmede önemli işlevi olmasını ortadan kaldırmaz.

Deniliyor ki; Kemalizm bazı halklar için felaket olmuştur. Rumlar ve Kürtler bunun başında gelir.

Doğrudur; 1919-1923 savaşı sadece bağımsızlık ve ulusal bir devletin kurulma savaşı değil, aynı zamanda sınırları genişletme savaşıdır. Sınırlar, başka ülkeler örneklerinde olduğu gibi zorla belirlenmiştir. Gücü olan sınırları bu güçle orantılı olarak belirlemiştir.

Yukarıdaki belirlemede önemli bir eksik bulunuyor: Kemalizm bazı halklar için felaket anlamını taşırken, Türkler için hangi anlamı taşıyordu?

İşgalin sonu erdirilmesi, ulusal bir devletin kurulması ve 1923 devrimi…

Politik iktidarın sınıfsal yapısı değiştiği için 1923 bir devrimdir.

Konuyla ilgili olarak yaptığım birkaç videoya bakabilirsiniz.

Lenin’den alıntılar yapanlar Bolşevikler ve Lenin’in kurtuluş savaşını desteklemesini nasıl açıklarlar acaba?

Bolşevikler ve Lenin’in 15’lerin katledilmesine bile ses çıkarmamasını nasıl açıklarlar acaba?

Her kurtuluş savaşı aynı zamanda iç savaştır.

Bu iç savaş bazen açık bazen de örtülü olarak yürür.

Barzani ile ilişki konusunda da Kürtlerde de benzerini görmüyor muyuz?

Sonuçta Barzani de Kürttür, sayıları onbinleri bulan korucular da Kürttür ve soruna Kürtlük bağlamında yaklaşıldığında yolunu şaşırmak kaçınılmazdır.

Sonuçta ulusal bir devletin kurulduğu savaş, ulusal kurtuluş savaşı değil de nedir?

Ulusal kurtuluş savaşıyla ilericilik aynı değildir.

Taliban Afganistan’da ABD ve NATO’ya karşı bağımsızlık savaşı vermiştir ama bunun ilericilikle ilgisi yoktur.

Çinliler zamanında güzel söylemiş: kurbağa gökyüzünü kuyunun ağzı kadar sanır.

Sadece kendi pratiğine bakarak sonuçlar çıkarmak, başka örnekleri görmemek ya da işine gelenleri görmek başka nasıl tanımlanabilir?

Yaklaşık yirmi yıldır tekrarladıklarınızla ilerleme yaşanabildi mi?

Hayır, gerileme yaşandığı bile söylenebilir.

Türk solunun değişik kesimlerinin Kürt hareketine desteği artmadı, tersine geriledi.

Politikayla psikolojiyi karıştırmayan herkes böyle bir durumda “biz ne yapıyoruz?” diye kendine sorar.

Veya sormaz, devam eder çünkü aynı şeyi sürekli tekrarlamak psikolojik rahatlama yaratmaktadır.

Türk solunun o kesiminin etkisinin gittikçe gerilediğini de göremez.

Türk solunda milliyetçilik var mıdır; vardır ama o milliyetçilikle sizin yaptığınız gibi mücadele edilmez.

O milliyetçilik diyelim 20 yıl öncesine göre artmamış, azalmıştır ama sizin istediğiniz yönde, kayıtsız şartsız destek yönünde azalmamıştır.

Siz yine de devam edin!

Aynısını yaparak farklı sonuç alabileceğinizi zannedin…