Şuanda 48 konuk çevrimiçi
BugünBugün78
DünDün3617
Bu haftaBu hafta13930
Bu ayBu ay3695
ToplamToplam7763103
acilci general'in rütbesi döküldü!! PDF Yazdır e-Posta
VK tarafından yazıldı   
Cumartesi, 13 Mart 2010 06:09


Basın ahlakı genel ahlakın basın alanındaki karşılığıdır. Genel ahlak düzeyi düşük olanların bu nedenle basın ahlakından söz etmemeleri gerekir. Gazeteci gerçeği yansıtmayı amaçlar. Gazeteci yalanın yayıncısı değildir ve bu nedenle de kendisine gerçekmiş diye sunulan her şeyi inceler... 

Ben kendimi gazeteci ‘ diye tanıtıyormuşum (164.dosya.M.URAL)..

GENEL ahlak düzeyi düşük olan birine siz basın ahlakını nasıl anlatırsınız? 5N 1K   ana kuralını.. Bu kuralın yeni halinin 6N 1K olduğunu ..

Bir gazetecinin haber kaynağı ile ilgili bilgi alırken araştırmasının detaylarını, kurallarını KİM öznesi ile incelemesini  nasıl anlatırsınız?

Kimle görüşüyorsun, bir gazeteciyle…  Neden görüşüyorsun?   Nerede kime anlatıyorsun? …..

Gazeteci olarak bendeniz ‘THKP Acilciler örgütü genel sekreteriyim ‘diyen Mihrac Ural ile yazıştım. Dostça başlayan yazışmaların ‘içine  anılar ile ilgili sorular girince’  başka bir ruhla karşı karşıya kalıyor, şaşkına dönüyorum.

Acilcilerin tarihini ve özellikle kendi dönemini anlatıyordu, ‘bölük pörçük’..  Üstelik ‘kayıt etmemi’  kendi talep ediyor ….Doğaldır ki, tanımadığım bir isimle karşılaştığım iç in araştırmamı da yaptım. Kendisine bu konuda sorularım olmuştur.   Acilciler ile ilgili adının karıştığı Samandağ’da askeri tesislerin fotoğrafını çeken o olayda adının geçtiği  olayını da sordum elbette.  

Yalan habermiş..Hatta Almanya’daki benzinliklerini  de soruyorum. Neden battığını? Şaşırıyor, bunu neren öğrendin diyor?..İki tane değilmiş, bir tane olduğunu söylüyor M.Ural.

Asıl asparagas kendisiymiş!..

O dönemde pek bir şey de geçmiyordu Mihrac Ural ile ilgili..Gazete arşivleri de   eski arşivlerini yeni yeni  yüklüyordu…

 Bu arada kendisi ‘anılarını’ anlatırken hiçbir gizliliği olmadığını, konuların herkes tarafından   bilindiğini dile getirmesinin yanı sıra , yayınlama konusunda da inisiyatifi bana bıraktı..(anlamayanlar için  söylüyorum; msn-anılarını bir anlamda  kullanabileceğimi söyledi)’bir gazeteci olayı’ diyerek ‘(…) Acilciler tarihini öğrensinler’ dedi. Tabi ki, anılar onun tabiri ile anı olsaydı redakte edilecekti. Peki ne oldu da ‘anı-msn’   kesildi? M.U cevap versin?!..

Eh gazeteci olayı da araştırır değil mi?

Gazeteci, her söyleneni kabul etmez, şüpheyle bakar ve araştırır. Nasıl araştıracaksınız? Peki… Karşı grupla görüşeceksiniz elbette. Ben bunu yaptım.. Yapmamalı mıydım? Hayır yapmam gerekirdi ve yaptım. Anılar, mümkün olduğunca gerçeği yansıtmalı. Önemli bir tarihi kesiti anlatacaksınız, bir gazeteci olarak bu tarihe ismimi karıştıracaksınız ve ben gerçek olmayan bir tarih içersinde yalan yazıcısı konumuna düşeceğim öyle mi? Hayır. Benim anladığım basın ahlakı bu değildir. Ben bunu yapmam. Yapmadım da…

Özellikle, Engin Erkiner’i  ve karşısında olduğu kişilerle de  görüşme sağlanmalı ki,  tek taraflı yazılmamalı   anılar.. Sabancı’nın hayatını anlatmıyoruz; bir döneme damgasını vurmuş, Acilciler örgütünün son genel sekreterini anlatıyoruz.. Konu  gerçekten mühim. Birçok devrimcileri alakadar ediyor. Doğrusu ben siyasetle alakalı biri olmadığımdan ‘edebiyat’ ile güncel konularla ilgili yazılar yazan biri olarak ‘sol cinayetleri ‘ bir fısıltı gibi öylesine duymuştum..Bu kadar.

Uzun anlatmaya gerek yok.

İkili  NK ve M.Ural -msn konuşmalarını  yayınlayan M.Ural, asıl sen yazdıklarının altında ki imzana bak..Çamur Nuri’yi (Nurettin Kurtuluş) bilirsin. Yazılarınla alay ederdin! Özellikle Araplara karşı ırkçılık yapan sitedeki yazıları hatırlasana..

Yalan yanlış bilgilerin   dökülüyor  orada..

Bir konuşmamızda ( ki bunu bir yazısında da yazdı-yalan diyemez M.U) Uğur Gür olayına N.N.Ç’in karıştığını söyledi..(bu konudan o kadar emindin ki, N.N.Ç’e sorup  bu konunun detaylarını öğrenmemi istedi ) Elbette ki,  N.N.Ç ile görüştüm .. Gelen cevap, kendisinin Uğur Gür  olayı ile hiç alakasının olmadığı üstelik o dönemde hapiste olduğunu söyledi..Benim  anlatacağım  ‘….Anıları’ içinde ‘ek olarak var’.. Çoğu yalanmış…

Aşağıdaki mesajı Sevgili N.N.Ç’in cevabı  ve benden istediği bilgi notunu sunuyorum;

 

Date: Fri, 5 Jun 2009 12:50:49 +0300-Subject: kolay gelsinRe: RicamRe: UYARI

From: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir -To: nadir…@hotmail.com

Merhaba Arkadaş,

 ‘……  ’e suikast yapan tikkocu arkadaşlarla İstanbul emniyetinde birlikteydim, takriben aynı dönemde zindana gönderdiler. Sağmalcılar (şimdi ki adı sanırım Bayrampaşa) adamlar yaralı çatışmada delik deşik olmuşlar. Suikast yapanlardan biri uğur, biri hacı, biri nebil … - (78) … suikast yapma girişiminden yakalananlar .. bak şimdi hatırladım işte nadir bu ekipteydi…N.’den …suikast konusunda bilgi alabilirsin, ayrıntılarını anlatır…Bu suikastı  dört kişi yaptı....N. de dördüncü kişi ... ”

 (o dönemi anlatıyordu. ben de inanarak not alıyordum)

Yukarıdaki sözler   (M.U) ..aittir. Diyaloglardan alıp  düzenledim, …..Seninle görüştüğümde   .... suikastında sen de varmışsın o nedenle içerde yatmışsın ' diye bir cümle kurduğumu hatırlıyorum, konu başka sohbetlerle kapandı. Bu kadar.

kolay gelsin

--

04 Haziran 2009 Perşembe 03:27 tarihinde N.N.Ç yazdı:

Merhaba .. arkadaş, …..Esas olarak aktarmak istediğim bir konu var. Ki, öteden beri kafamda takılı kaldı. Çok önemli olmamakla birlikte samimi tavrına olan güvene dayanarak yine de aktarayım.

İstanbul'daki gezimiz sırasında bir ara şöyle bir ifade kullanmıştın '' ....... olayından ötürü yakalanıp tutuklanmışsın, ben böyle biliyorum'' sen bunu söylediğinde ben kısa bir şaşkınlık geçirmiş ve açıklama fırsatı olmadan başka konulara el atmıştık. Bu konuda seni bilgilendirmek istiyorum. Birincisi, bu duyumun kaynağını bilmiyorum. Benim için önemli değil. Ancak bu duyumun gerçekle hiçbir ilgisi olmadığını bir arkadaş olarak sana aktarmayı sorumluluk gereği olarak görüyorum. Devamla diyebilirimki, ben zaten sözkonusu vukuat cereyan etmeden önce tamamen başka siyasi sebeblerle gözaltına alınmış ve daha sonra da hapishaneye gönderilmiştim. Tutukluyken aynı anda dışarıda siyasi vukuatlar yapacak kadar superman olmadığıma göre....??!! Yani diğeceğim su ki, bu konuda yanlış bilgilendirilmişsin. Hepsi bu kadar.

Dostça selamlar. Nadir

BU KADAR..Son yazılarından birinde de  Nadir Nadi Çelik’in bu suikastta yer aldığını yazıyor. .İbrahim Yalçın da bu konuyu gündeme getirdi. Ben ne diyeyim?

ACİLGENERAL DİNLE;

Bir  Bursalı kadından söz ediyorsun (.) … Engin Erkiner’in sitesinde yayınlanan ‘annesinin ardından ajitasyon yapan Mihrac Ural nereye koşuyor?’ başlıklı yazı konusunda Çamur Nuri (Nurettin Kurtuluş-NK) ile yaptığın msn’yi yayınlamışsın.  Burada bir Bursalı kadından da söz  ediyorsun, iğrençlik ötesi dilinizle...  İşi gücü bırakmış eteklerin derdine düşmüşsünüz..Ancak sizin eteklerinizde neler varsa, dökülüyor..

Peki  diğer Bursalı kadından niye söz etmiyorsun?!.  M. U , ona hangi anılarını anlattığını?!! Senin savunucun olmuş, İnsan aşkına..onunla ilgili ilk bir buçuk ayda 500 sayfalık konuşmayı kayıt etmiştin (benim için) (… …) Ancak o Bursalı kadın seninle ilgili istediği gül bahçelerini anlatabilir de..msn konusunda ahlak ve erdemden söz edemez.. Zira o camdan fırlar!..Ahlak dersi vermek ona hiç düşmez!!! (ona düşmediği gibi sana da düşmez, aynı camdan sende fırlarsın) haberin ola..

Beni çamuruna çekmeye çalışıyorsunuz..nafile…sen lale devrinde çok yaşa emi!..

VE  (Atak yazarı) özlem güneş - ekin sayar- siyah lale, M.A………Yani bu Bursalı kadın ile ilgili olarak

  demiştin ya, ‘beni bir boka bulaştırdın, kurtulamıyorum..’eğittiyorum. ….’  Sonra kurtaracaktın kendini. Hatta yazışmıyordun..kurtarmıştın…

Delileri adam edip düzene sokmak zor , diyordun.. ..   Ancak bak polisin olmuş..hani onun adından da pek çok söz ediliyor polis aleminde..

 İnsanaşkına  dinle..

Bu ip adresi açıkça belli olan Bursalı kadın(bilindiği gibi ip adresinde tel de çıkar) Ekin Sayar, siyah lale, ö.güneş, dere, sezen…m.a  seninle ilgili  Engin Erkiner sitesinde yayınlanan  anı-msn konuşmalarıyla ilgili ne yazmış;

(*)MİHRAC URAL’A DAİR…Ekin Sayar-8 Aralık 2009-Acil generalin Acil blogunda)

 (..)  Belki birileri bundan zevk almış olabilir kendi yazışmasını vermekle; ancak o kişinin yanlış davranışı(…)  O kişi hangi gerekçeyle verdi bilemem; ama kendine saygı duymadığı çok açık ortada.(...)

ALO …KİM BU?   BURSALI KADIN …O şimdi bir kenarda okusun bunları…   

---

YALANLARININ CİVATISI GEVŞEDİ TUTMUYOR ..

 Engin Erkiner’in sitesinde yayınlanan ‘Annesinin ölümü üzerinden ajitasyon yapan Mihrac Ural nereye koşuyor?’ başlıklı yazı konusunda saat ve tarihine kadar Acilciler ve Hainler bloğunda yayınlanan NK-MU konuşmalarınızı ve benim VK olarak adımın geçtiği bu dosyanı e-postla da  bir çok kişiye yolladığını yazmışsın.. Etik ya…yazıya gelelim;

Bu yazıyı bendeniz mi yazdı , konusuna..YANİ  Bursalı kadın merakı sonucunda Mehmet Güzel’in Bursalı kadınla (v.k) telefon konuşması yaptığını  yazmışsın …(96.dosya)YALAN!!!!..Ayrıca  bana ait olmayan bir cümle hariç( bir haftadır nette girmiyorum..İbrahim Yalçın’ı tanımam ….. Konuşmanın ayrıntısını isteyene yollarım ) kendi cümlelerini kurarak ki benim sözcük literatürümde kullanmadığım kelimelerin olduğu bir mesaj yazıyorsun.  Eh insan yazı hırsızı olmasın!..doğurur cümleler çal çırp!..Hatay’ı bile deler geçer!..

Bir kez görüşülmedi. Aynı gün   üç kez telefon eden   Acilgeneral MU ile görüştüm.  M.U’ya  ismimin geçmesini asla istemedim.  ‘o yazının bana ait olmadığını’ söyledim.  Uyardım. Yayınlanmayacak sözü aldım. Yayınlanmasından çekindiğimden değil.  (()dipnotlarda aşağıda 96.dosya-Generalin Acilciler blog)utanmadan yayınlanmasını istediğimi yazılıyor. Yazılı olarak hem de..Nerede yazılı adımın olduğu bu belge çıkar.. YALAN..

 

 Eyyyy ACİL GENERAL, beynin dumura uğramış olmalı ki, yazdıklarını unutuyorsun  (*164.dosya : İTİRAFÇI ENGİN ERKİNER - MİT AJANI İBRAHİM YALÇIN DEVLETİNİZE YAPTIĞINIZ KUKLALIK SİZİ KURTARAMAYACAKTIR. DİPNOT-EVİMİN İÇİNDEN FOTOLAR Mihrac Ural-4 Mart 2010-http://acilciler-thkpc.blogspot.com/2010/01/164dosya-itirafci-engin-erkiner-mit.html-) İşte buradaki dosyanda ise   ‘benle telefonla görüştü …cevabını yazılı ve sözlü verdi’ diyorsun..Doğrusu evet telefonla kendisi ile görüştüm (hani Mehmet Güzel ile görüşmüştü bu Bursalı bayan)..KENDİNİ YALANLAYAN M.U..YALAN!.. yazılı açıklama yok. Hatta hikâye şöyle oldu, kısacası;

 

  Mehmet Güzel ile  msn de konuştum ..’İbrahim yalçın’a ait  bir iletiyi bana yolladı’ ..

Görüştüğüm o anda  Mehmet Güzel, “Antakya’dayım .” demişti..İki saat içinde Suriye’ye uçmuştu ve M.U ile konuşurken  onunla da kısaca  konuşup sevgi dileklerimi ilettim   YANİ  Suriye vatandaşı M.U ile  KONUŞTUM..Mehmet Güzel ile değil..kaldır kafanı yastıktan ‘yılanlar’  sokar yoksa!..

 Neyse.. Güzeller ailesinin güzellikleri bende yaşar ..kirletmeye gücün yetmeyecek, hatta buna Mehmet Güzel’in   gücü dair..  

Mehmet Güzel’in  evinde (otelde kalma talebime rağmen) ağırlandım.  Sevgili  eşi , dünya tatlısı üçüzleri ,beni kraliçeler gibi ağırladı. Yediğim ekmeklerin Mihrac Ural’ın olduğunu bilmiyordum. O dönemde henüz mihrac ural’ın yeni yeni yalanlarını , ihanetlerini  yakalıyordum.. Anılara katkı olsun diye Uruba hareketinde lider olduğunu söylediği  Babası Zeki El Kasım ve annesi, kardeşi ile görüşmek üzere gittim. Hatay’ı gezmek istedim. Hatta orada Ermeni köyü muhtarı ile söyleşi yaptım (Agos’ta yayınlandı ) Burada ‘oyun oynandı’ . Mihriban Ural’a karşılaştım ve anında benden  .(arap kursunda) kaçırıldı.

 Mehmet Güzel eğer ki, yediğim ekmeklerin Mihrac ağasının olduğunu söylerse, faturasını bugünün rayici ile öderim. Kaldığım gün sayısı ile çarparak..   ''tebea'' zihniyetinin içinde olan M.U, ‘SENİN     'tebean' değilim…

Tipik  tüccar zihniyetidir;, yedirdim içirdim besledim..bırak Ortadoğu kafasını sen köylü kafasını bile terk etmemişsin ey Mihrac Ural..

Dosya tutuyor ya, işte bu dosyada , Kızıma ev bulmak için örnek verdiği  yiğitler ‘yiğidi’ o kişiyle görüştüm..senin ona  beni nasıl lanse ettiğini ise yazmak istemiyorum!.. Sen kadın haklarından falan sakın söz etme…Sen kadın haklarının ‘canına okuyan bir acil yamasısın’…Yamalar teyel tutmuyor artık..

ÇAMUR NURİ KİMDİR?

İnternette yazılar yazan yaşlı-kalp hastası Nurettin Kurtuluş, netten Mudanya’da bir ev kiralamıştır. Benden yardım istemiştir. Yazım dostu  olarak gözü ve bedeni yaşlı  ,-ajitasyon yaptığını nereden bilebilirim-  şahsiyetSİZE dostlarımızla kollarımızı açtık. Manevi olarak evinin döşenmesinde kefil olduk. Sonradan foyası çıktı. Daha doğrusu ilk baştan Şahin… adlı İstanbul’da yaşayan bir yazım dostuna yaptığı ağlamalar sonucunda  yazılarını yazacak- Türkiye’de -  bilgisayarı olmadığından yakınıyor.  Bu zavallıya acıyan Şahin arkadaşım, borcuna sadık profiline inanarak, kredi kartı ile  laptop alıyor. Ne  yazık ki, bir aylarca ödemiyor.  Borucun üzerine yatıyor.  Ancak Şahin’in bu konudaki net tavrı ve mücadelesi ile eksik de olsa uzun bir dönemden sonra  ödediğinin   haberini  iletiyor.  Bu arada  Bursalı esnafı dolandıran bu adamın hırsızlıkları birer birer çıkıverdi..Dostluk elini uzattık, burada düzen kurması için perdeciye (heykel’de çiçekçi pasajının arka aralığı),  heykelde arçelik bayisine, heykelde evkur mağazasına, yeşil semtinde  mobilyacıya (isteyen buralara uğrayıp sorabilir) olan  borçlarını ödememiştir. Adres değişikliği yaparak kandırmıştır. Almanya’da işçileri soyarak Bursa’da ölümcül bir hastaya yardım etmek amacıyla dolandırıldığını ise çok geç öğrendik. Böyle bir vaka yaşadığımız  N.K’nın   olduğunu M.U çok iyi biliyor. NK’nın değerli eşinin bu konulardan haberi vardır. Borçların bir kısmını yüklenmeye kalkma çabası ve benim dostlarımla ilişkileri sonucu bu olaydan çok üzgün olduğunu biliyoruz.  Oğlu ile telefonda görüşüp borçlarından söz eden de benim. Zira oğlunun  ödemeleri göndereceğini söylüyordu.  O  Nokta (!)Kurtuluş, kendi eteğindekilere baksın.. ‘Arayış’ diye tek yapraklı hala nette satılan imzalı kitabı da var, haberiniz ola..tıpkı M.U’nun makalelerini ‘kitap’ olarak saydığı gibi..50 kitabı varmış M.U’nun..Bu adamın da 8 Kitabı varmış..Töbe Töbeeee ( linkte çıkan  nokta adam NK’nın haberlerini dokunmadan veriyorum)..birine yardım eli uzatıyorsunuz size çamur atmak için elinden geleni yapıyor. Ne gariptir ki, Almanya’daki lakabı da Çamur Nuri..

 http://istanbul.indymedia.org/news/2007/09/210509_comment.php#213667

http://istanbul.indymedia.org/news/2007/09/213613.php?theme=2

http://urun.gittigidiyor.com/ARAYIS-IMZALI-T_W0QQidZZ4216165

http://urun.gittigidiyor.com/ARAYIS-IMZALI-T_W0QQidZZ4216165#aciklama

http://istanbul.indymedia.org/news/2007/09/210509_comment.php#213667

 İŞTE buradan da M.U’nun karakteri ortaya çıkmıştır..Herkes arkadaşını bulurmuş. Ne diyelim. Hayırlar olsun da….

EK: bu arada NK, M.U’ya diyor ki, ‘ onunla olan msn konuşmalarımın hepsini ona vermişim. İnsaf yahu anı-msn konuşmalarında ben bu dolandırıcıyı çözmüştüm. Yazışmıyordum. Sadece ilk epost adresi geldiğinde NK’ya  M.U diye birinden e-post aldım  diye kısa bir konuşmam olmuştu.   ‘tehlikeli bu adam dikkat et, seni makaraya sararlar, terörist bunlar. ’ demişti. Kayıtlı!..

ACİL GENERAL   8 ay gibi bir süre anılarını    –msn  yazışması- ile anlattı. Sanırım  7 ay gibi bir sürede şu an  rezil ettiği bloklarını ben yaptım..yazılarını redakte ettim. Ancak şimdi görüyorum ki, çok  iyi bir eser çıkacak..Banker Kastelli’nin anıları ne ki?!

 Önerim;Yazmaaaa…Yazdıkça batıyorsun gerçekten..

 Eyyy M.U, Sen değil miydin bana msn’lerin alındığını belgeleyen..  seni tehdit eden ‘oya’ epostunu..hatırlasana.. oya epost adresi gibi farklı epost adresleriyle binlerce msn’in ellerine geçtiğini  msn’de yazan sen..   Senin ele geçen msn’lerinden benimle görüştüğün msn de  senin adın ve konuşmaların geçiyordu. Benim adım ve konuşmaları geçmiyordu. (Tıpkı Engin Erkiner’in sitesinde yayınlanan msn-anı gibi..) Tekrar ediyorum iyi dinle..Sen  benle olan msn’lerden çok diğer her kimlerle konuştuysan onlardan korkmalısın!..Örgüt liderine de bak... bilgisayarına bile sahip çıkamıyor...  

 

 PANİK-ACİLGENERAL M.U, sana telefon konuşmasında ne dedim?

 Benim adımı senin adının yanında geçirme..çamuruna bulaşmak istemiyorum. Attığın çamurlar sürgün çiçeği lotuslara bulaşmaz ..çavuşların  ise benek olmuştur. Sinirlendirme beni?

Hiç umurumda değilsin… Elinden ne geliyorsa yap. Adresim belli.. yaşadığım yer belli.  

 Benim aslında sana soracaklarım çoook..

Anılar yarım kaldı..

Hoş ben toparladım onları ..arşivledim … eylemleri inceledim..eyleme katılanlar ve yaşayanlardan bizzat karşılıklı bilgiler aldım..bak Araştırmalar artık ayağıma geliyor . Mesleğimin duayeni gazeteci-yazar- siyaset doktrini Engin Erkiner’in sitesine tıklamam da yetiyor. ….

 Ne dedik yazının başında; Gazeteci gerçeği yansıtmayı amaçlar. Gazeteci yalanın yayıncısı değildir ve bu nedenle de kendisine gerçekmiş diye sunulan her şeyi inceler...   İşte ben de Engin Erkiner’in sitesini okudukça bilgilendim. Doğruluğunu da  öğrenmem gerekti..  Gazeteci inceler, araştırır değil mi? Karşı tarafın görüşünü almadan (ki sen bu kavgayı başlattın) yazı, yorum, haber yazmaz. Almanya’ya  gittim..GAZETECİ-Yazar –Araştırmacı   Engin ERKİNER ile birebir görüştüm. Paris’e gittim  İbrahim YALÇIN ile  birebir görüştüm. Engin ERKİNER ve İbrahim  YALÇIN ile üçlü görüştüm. İsviçre’ye gidecektim zamanım kalmamıştı. Haydar YILMAZ ile birebir görüşmedim ama söylediklerini duydum. ve birkaç kişiyle daha birebir görüştüm.  Tertemiz, güzel insanlarla  tanıştım.  ( …  sana bilgi geçmediler mi? Görüştüğümü..elle vermişim..YA..)

Ben senin gibi oturup palavra atmam Mihrac Ural.. Gazeteciyim ya..

Elimde bilgi varsa, haberleştiririm, ya da yorum-makale ile gerekli gazetelere, daha kolayı ajanslara yollarım, AA. İHA ..bunlar V.K’yı tanır.  haber  anında   tüm gazetelere servis yapılır..  Bu kadar basit. Bizler M.U gibi,  e-post yoluyla BİANET ‘e kadar gruplara yazılarımızı okunsun diye yollamayız. Gazetemizde yazımız yayınlanır. Bazı sitelerin isteği ile bizden yazı alırlar. Ya da isterler.. Yani o -bu bizim yazılarımızı dağıtmaz!..Böyle bir şeye gerek yok. Basılı yayınlarda yazılarımız çıkıyor..

Öğren.. Google aramaya adımı tıkla.  Bak ne çıkacak.. Kendimi gazeteci olarak tanıtmama gerek yok. Ben gazeteciyim....   Orada  AA. İHA’nın tüm gazetelere yurt içi ve yurt dışı basın dair geçtiği bir duyuru vardır. O duyuruda ‘sürekli basın kartı’ almış olanlar arasında benim adımı da bulacaksın. Bunları bilmiyorsan öğreneceksin.

Bu ne demektir bilir misin?  Türkiye de çok az kişide sürekli basın kartı vardır.Sarı basın kartı da çok azdır ..

Milletvekili gibi gömülmek istemesem de, biz sürekli basın kartı olanlar bakan-milletvekilleri gibi devlet töreni ile gömülür.

Şundan anlattım bunları. Sürekli Sarı Basın Kartı olan kişi istediği yerde yazılarını yayınlama hakkına sahiptir. Hatta devletin ajansı kollarını açıverir..

Tabi habercilik de başlık çok mühimdir.. ACİL GENERAL’İN RÜTBESİ DÖKÜLDÜ mesela..

Mavi basın kartı olan Engin ERKİNER aynı zamanda meslektaşım.  Mavi Basın Kartı  ise Sarı Basın kartından da mühimdir..

İbrahim Yalçın’ın, Mihrac Ural’ın evini resimledik notu  ile dellenmen  boşunaydı... Gördüğün gibi o resimler benden çıkmadı.  Sanırım senin bilgisayarına girmişler ..Tıpkı bendeki msn’lerin yayınlandığı gibi..O dönemde Engin ERKİNER beni aradı, yayınlayacaklarını söyledi.

Ben de bazı bölümlerini   özellikle  yayınlamamaları konusunda rica ettim.  ..Mesleki dayanışma adına.. Hatta bu konuda uyardım, Ancak ben tepki göstersem de yayınlayacaklardı..onların amacı örgütlerindeki pislikleri çıkarmaktı.  Özel bir görüşmeydi.

Sana akıl veren Mihrac Ural’ı yıllarca tanıyanlara  ahlak polisliği eden lale devri bahçelerinden  Ekin Sayar , dere, nehir, asikadın, özlem, sl.. M.A… Bursalı kadın  …Ona söyle  msn’de   benim adım defne olarak geçiyor.  Yani adım msn de verilse ne olur? Tıpkı senin mir geçer gibi..mihrac ural diye yazmıyor. ( Defne olarak verilse  anlamsız olurdu.Defne öylesine bir isim..  Ancak mir kendini acilcilerin MİR’i olarak lanse ettiğinden sanırım bu ayrımı Engin Erkiner fark ettiğinden  MİR’i kullandı ki, doğalı bu..M.U’ya ait olduğunun belirlenmesi nedeniyle kullanmış olabilir. ) (Hani çıtırkızlar olarak bana da az laf geçirmedi, İbrahim Yalçın .. Neden acaba? …)

Sonra o Bursalı Kadına  ne??? Derdi ne?

Ayrıca   Mihrac Ural’ın adının geçtiği hiçbir yerde adımın geçmesini istemedim. Onun yazdığı her siteden, blogdan adımı sildirdim.  Ve bu çamura bulaşmayı istemedim.

Umarım bir kez daha yazmama neden olmaz ..

 Ellerinde ne varsa bana dair döksünler ortaya..

Ancak bundan sonra   cevabım  AA.İHA, DHA.. gibi haber servisleridir.

Ve ardından yasal boyut gelir.

Suriye de yaşasan ne olur.. davalar her yerde açılır..

   M.U’dan  kazanacağım dava paralarını da cezaevlerinde zor durumda olan gerçek devrimcilere yollarım.. Ben haramzade sofralarında zıkkımlanacak kadar ahlaki değerlerimi yerlere sermem. Ben arkadaşlarıma ihanet etmem!..

Senin yoldaşlarına ihanet ettiğini öğrendim.  

Araştırdım, soruşturdum ve emin oldum.  Yalan yazı yazmam Mihrac Ural. Ben gazeteciyim. Devrimcilere saygı duyarım. Yanlış anlama, senin gibilerine değil, devrimcilere saygı uyarım. Yalandan hoşlanmam. Yalanı sevmem. Bana söylediğin yalanlarını yakaladıkça şaşkına döndüm; hala da şaşkınlık içersindeyim. Okudukça uykularım kaçıyor. Korku filmi seyreder gibiyim. Cinayet, işkence, ihanet,casusluk, yalan, yalan, yalan…İnanmıyordum, inanmak istemiyordum..Ne yazık ..Hepsi gerçek…Kendi kendime kızıyorum.. Aman yarabbi ben kiminle konuşmuşum…

Sen anılarını yazma Mihrac Ural..Ne anılarını yaz , ne de yazmak için niyetlen..

Bir gazeteci olarak sana tavsiyem olsun, bu gibi  şeylere kalkışma..Yarım kalan ‘anıların’ elimde, arşivimde duruyor. Tüm yazışmalarınız (msn dahil) arşivimde saklıdır. Ben gazeteciyim .Gazeteci bilgi toplar arşivine koyar..Gün gelir..

Sevgiyle kalınız..

v.k..

İKİ KİŞEYE DAİR  EK …

 10 Ocak 2010 19:47 tarihinde sevra kurtulus  

V.K,

Kim olduğunuzu bilmiyorum ama bana gelen ve sizlerin milli istihbarata (erkiner, i.yalçın.,..) ilettiğiniz ”özel yazışmalar” bana da  ulaşınca bu iletimi yazmak zorunda kaldım. Bana ulaşanlar doğru ise, yazıklar olsun derim. Kim ne olursa olsun özel yazışmaları ”vermek” ya da ”satmak” insani bir davranış olmuyor.

 Çok zor durumdasınız, bilin!

 Sevra Kurtuluş

  Antakya

  --  

Sevra Kurtuluş’dan gelen mesaj buydu..

 

Kim olduğum yazılarımda vardır. Yazılar ‘hırsızlık-taklit-kopya’ edilmediğinde kişinin ruhunu yansıtır.  Bunu en iyi bilecek olan yazılarından cümleler çalınan Sevra Kurtuluş gibileri olmalı.. 

   Önyargılı, gelen böylesi    iletiler  ‘sanki kalemin  ucundan ‘ itilmişçesine  tehdit eder..(oysa tehdit insanı kamçılar.. hele benim gibi birinin umrunda değildir!)

Bildiğim kadarıyla   ilk  kez Hatay belgeseli kitabını  Antakyalı -Sevra Kurtuluş yazıyor. Bir yazarın  ‘satmak, vermek’ ve ahlak dersi gibi tırnak geçiren kelimelerine gelince kendimi savunma ihtiyacı duymuyorum.  GÜLÜYORUM..

Beni okumadığını söylüyor. Önemli değil. S.Kurtuluş  benim yazılarımı okuyan, tebrik eden biridir. Blogumda mesaj defterinde kutlaması duruyor.. Peki ahlaki olan nedir? İnsanları ölümle tehdit edip itirafname yazdırmak mı?

Hep aynı numara...

Sayın S.Kurtuluş,ben hangi durumda olduğumu sizden mi  öğreneceğim?!

Hadi diyelim ki Antakya’da birkaç kişi arasında kötü durumdayım. Orası dünya mı oluyor yani?!

Kurbağa gökyüzünü kuyunun ağzı kadar sanır misali...

  Hemşerilik muhabbetlerini  sevmem..Antakyalıyım, Artvinliyim, Ankaralıyım, Zonguldaklıyım.. koruma güdüleri artar..Asıl kendisini soyan hırsızı ‘hemşerilik’ adına unutuverenleri hiç ise ASLA ciddiye almam.

Hırsızlık sadece mal, para çalmakla  olmuyor. Yazı hırsızlığı da aynıdır. Tıpkı yalanın hırsızlıktan daha büyük ceza yasasında etkili olduğu gibi..

 

EYYY SEVRA KURTULUŞ DİNLE…

Hatay’a dair yazdığınız belgesel kitabınız ile ilgili yayınlanan  bir arkadaşın blogundaki   tanıtım yazınızın ardından ne oldu?

M.U’nun  Ayrı Varlık (iki blogdur)blogun üst bölümünde (spot olarak) sizin yazınızdan alınan cümleler çıktı. M.U’nun Hatay konusunda yazdığı yazısından alıntılarla birlikte  imzası ile yayınlandı. Bunu yayınlayan benim.

 

M.U , benim düzenlediğim blogundaki ‘hatay’ yazısına  ‘sizden aldığı cümleleri’  msn ile görüştüğüm anda eklememi istedi.  Üstelik bir de  bana kızdı (benim Hatay yazımı okumamış olmama, zira sizin yazınızdaki o cümleleri anında görmem gerektiğini söyledi. Hatta yayınlanan blogun yöneticisine de söylendi…Ve o cümleleri  vererek eklememi istedi, bende ekledim . Daha doğrusu ben sizin M.U’nun Hatay yazısından ÇALDIĞINIZI  sandım.  Yani Hatay ilhakı ile ilgili bir yazı yazıyorsunuz ve bu  konuda  MİRİ’ne bile başvurmuyorsunuz? Oldu mu şimdi?!..

Özetle,  sizin M.U’nun yazısından çaldığınızı söylediği o cümleleri blogda ‘spot’ olarak  aynen verdim.

 Ancak, sizden gelen mesaja kadar  Ayrı Varlık blog arşivdeki M.U’nun   Hatay yazısına bu cümleleri eklediğinden  haberim yoktu.  Siz toplu mesaj atmıştınız ki, benim e-postumda vardı.  Kaynak göstermeden cümlelerinizin çalındığından söz ediyordunuz..Etik olmadığını yazıyordunuz.

Hatta M.U size yazdı, o yazının kendisine ait olduğunu inatla..Açın e-post arşivinizi..Sonra ne oldu? Siz Ayrı Varlık bloglarının ‘birinde’ cümlelerinizin olmadığını diğerine konduğunu kanıtlıyordunuz.

İşte o anda  pek ilgimi çekmeyen bu konuda beni de uyarmış oldunuz. Ben sadece yazı ekleme olarak işimi yapmıştım .. Hemen M.U’yu uyardım.   S.Kurtuluş’un yazısından alınmayan orijinal M.U Hatay yazısını birçok yere yolladığını ve Sevra Kurtuluş’un haklı olduğunu söylediğim de  ne oldu? Hemen diğer  ilk Ayrı Varlık bloguna da eklemez mi? Olayın birebir canlı tanığı oldum..Ve sonra ne oldu ?

‘Kim ekledi, ben eklemedim’ diye M.U olayı üstlenmemi istemez mi? Bu konunun birebir tanığı F.C’dur. İnanır mısınız şok oldum. Ve ısrarla ben onun yazısını alacak kadar…….. çapulcu….neyse.. kayıtlıdır!..sözleriyle sürekli  söyleniyordu.

Özür yayınlandı.

Ahlaktan mı  söz ediyordunuz, sizden alınan cümlelerin kaynaksız verilmediğini e-post ile  duyurdunuz..biri de bende..  Size M.U ısrarla o cümlelerin kendine ait olduğunu söyledi. Ancak benim de uyarımla (ki sizin de gözünüzden kaçmamıştı) diğer blogda bu ek cümle yoktu. Uyarmamla birlikte hemen o cümleyi  buraya da eklediğini fark ettim. Onun üzerine kendisine Hatay yazısının bir çok yerde yayınlandığını söyledim. Israrla kendisinin eklemediğini söylediği an şok oldum. Nedense sonradan ilk Ayrı Varlık bloguna  o cümleleri eklediğini  kabul etti.  Zorunlu gibi.. Unutuyor kimle yazıştığını ne diyeyim?

Yani beni suçluyordu,  ..neden onu zor durumda bıraktığımı ve bu yazı hırsızlığını üstlenmediğimi..

Bunun üzerine artık canıma yetti.. ben bu adamın hatası yüzünden üzülmesinden etkilendim. Onu sevmiştim. Çektiği acılar, işkenceler beni etkilemişti..  Tekrarla söylüyorum, özür yayınlandı ..çalınan cümleniz çıkarıldı.beni  de bunalttı. Bende rahat edeceksen diyerek ona bir mesaj attım , yazıyı ben ekledim, diye imzamla..Tabi buna çok bozudu. ‘olur mu öyle şey’ diyerek, ‘saçmalama, bu nedir?”  diyerek.(Bu arada sizin gerçek adınızı yazmıyorum, takma adınızı kullanıyorsunuz, saygım vardır) Sevra Kurtuluş,  bu mesajı size yollamadı MI?..Şu anda ise inanıyorum ki, size o mesaj direk geldi. Siz de inandınız..Bu adam  figüran oyuncuymuş.. Ancak bu konunun  yani yazının benim tarafımdan alınmadığı, M.U’tarafından alındığının Antakyalı olarak  tanığı ise yazar F.C’dir. Başka tanıklarımda vardır. Mehmet Güzel’de bu konuyu biliyor ..Başkaları da..

Şimdi Sayın Sevra Kurtuluş, şöyle bir düşünün..Aslında onun- bunun tanığına hiç ihtiyaç yoktur. Ben Hatay konusunda bilgi sahibi olmayan biriyim.  Hatay tarihini bile derin olarak bilmem.. İlhak edildiğini bilirim ..Ne garip son görüştüğüm birkaç Hataylı şükrediyor , ‘İyi ki Suriye’de kalmamışız, gerici olurduk’ diyerekten..

Neyse..  İkinizin de  Hatay yazısını doğrusu tam okumadım. Kitabınız zaten yok. Bu arada M.U kitabınızı çok aradı. Siz nasıl böyle bir kitap yazardınız, hemde belgesel Hatay..İşin MİR’i var iken!..

 Ben nasıl bilebilirdim ki, hangi cümlenin nereye yerleştirileceğini..yani M.U’nun sahiplendiği cümleleri  benim bilmem için  münecim olmam lazım..

Yani yazınız M.U tarafından alınmıştır, bunu benden çok daha iyi biliyorsunuz YA..Hemşerilik işte..

ANCAK bana ahlak dersi vermeye kalkışmanızı anlamak mümkün değil!.. Sizin Antakya’ya girmenizi yasaklayan hemşerinizi koruyorsunuz.   e-postunuzun yanıtını aldınız.

Güle güle..v.k

--

ÖNER ÖDEMİŞ

Gelelim Öner Ödemiş ile ilgili konuya..M.U ‘nun anılarında  işlenecek bir konu vardı..Araştırmamı istiyordu M.U..Haklı elbette..

Adil Okay ile Öner-Ömer ÖD...in (ödü kopan adamdır) de olduğu M.U’yu  hapishaneden kaçırıldığını bizzat Öner-Ömer’den öğrenmemi istedi M.Ural. Gazetecilik olayı olunca M.U’nun isteği ile  Öner-Ömer ÖD ile birebir görüştüm.  Konuşma süresince viski  içti. (içki kültürü olmaması nedeniyle, garsonlara  viskiyi bardağın  yarısından azına koymaları konusunda azarlayan..devrimciye bak, garsonları fırçalıyor)

 İlk sözleri ‘Hoca çok yaşlandı’ oldu. Hapishaneden kaçırılması konusunu sorduğumda ( kendi olduğu halde anlatma sorunu var, ya da kendine saklamalı Mir’in hikayesini diye düşündüm. )  anlatmak istemedi.  Sadece ‘Adil Okay  ile bu konuyu görüşmek istediğinde Adil Okay’ın görüşmeyi kabul etmediğini anlattı..(Unutmadan bu arada bana Adil Okay ile bu kaçırma hikayesi için görüşmemi de istedi. Ben kabul etmedim.. Zira o dönemde anlatılan Adil’de kötü adamdı!..).

ÖD adam yine de Adil Okay ile bu konuyu görüşüp bilgi alacağını söyledi. Ne garip değil mi, kendinin olduğu M.U liderin kaçırılma olayını nedense Adil Okay’dan öğrenmek istemesi. .

Nerde kaldım;

Mir hocasının çok yaşlanığını söylemesinin hemen ardından; ‘Suriye’de örgütün birçok malları var. O binaları yaparken sırtımda taş taşıdım ben. Orada benim hakkım var, hakkımı alacağım. Filistin’de şehit düşen yoldaşların kan paralarını hoca alıyor. Şehit başına 25 dolar..Bu para sürekli ödeniyor. Hoca’nın eşi çok güzel bir kadındı. Suriye güzellik kraliçesi seçilmiş ..Onları ilk yakalayan benim..!(kibarca yazıyorum)..  Artık o güzelliği kalmamış..Mehmet  güzel ise çok saf biri..(gülmeler) … Değer verdiğim Mihrac Ural konusunda  ilk anda bu sözleri duymam karşısında dumura uğradı düşüncelerim..barlarda, içki masalarında her daim alkolik olarak Ö’D’EN Ömer-Öner, hocasını viskinin içinde  kötülüyor, örgüt mallarında gözü olduğunu anlatıyordu.  Benimle birlikte iki dostum vardı, bu görüşmeyi yaparken. Zira ben Filistin’de şehid olan devrimcilerin kan parasının alındığından , böyle bir savaşın varlığından bile haberim yoktu.. Ki, bu konuyu M.U’ya sorduğumda inkar etti. Ve bu konuşmadan bir bölümünü ona anlattığım da yiğitler yiğidi ÖD-Öner’e çok kızdı. Kulağını çekecek kadar!..

  

DİPNOTLAR

 (*)MİHRAC URAL’A DAİR… Ekin Sayar-8 Aralık 2009

 (*)ENGİN ERKİNER, DEVLETİ ARKASINA ALMAKTAN BAŞKA ÇARESİ KALMADI... 07 Ocak 2010

()96.dosya: İTİRAFÇI (Engin Erkiner) ,MİT AJANI (İbrahim Yalçın),PARANOYAK (Hasan Balcı)’nın ORGANİZE İŞLERİ

  164.dosya : İTİRAFÇI ENGİN ERKİNER - MİT AJANI İBRAHİM YALÇIN DEVLETİNİZE YAPTIĞINIZ KUKLALIK SİZİ KURTARAMAYACAKTIR. DİPNOT-EVİMİN İÇİNDEN FOTOLAR Mihrac Ural-4 Mart 2010

http://istanbul.indymedia.org/news/2007/09/210509_comment.php#213667

http://istanbul.indymedia.org/news/2007/09/213613.php?theme=2

http://urun.gittigidiyor.com/ARAYIS-IMZALI-T_W0QQidZZ4216165

http://urun.gittigidiyor.com/ARAYIS-IMZALI-T_W0QQidZZ4216165#aciklama

http://istanbul.indymedia.org/news/2007/09/210509_comment.php#213667

 

SON NOT:

http://img682.imageshack.us/img682/6206/birkadn.jpg

 

iyi düşün bakalım Mihraç Ural, iyi düşün bakalım bu resmi bana çizerken hangi konuyu anlatıyordun? Cafer'i mi? Cafer'in eşini mi? yoksa kendi Eşini mi? veya Üçünü birden Mİ? Sahi konu neydi? hatırlasana...

resmi görmek için bağlantıyı tıklayın

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Son Güncelleme: Pazartesi, 26 Kasım 2012 19:31