Şuanda 130 konuk çevrimiçi
BugünBugün80
DünDün3040
Bu haftaBu hafta80
Bu ayBu ay51023
ToplamToplam5832614
Nebil Rahuma PDF Yazdır e-Posta
Ibrahim Yalcin tarafından yazıldı   
Pazar, 04 Ocak 2009 23:53


NEBIL RAHOMA  (GUZEL INSAN YIGIT MILITAN)

Ibrahim Yalcin: Nebil Rahoma ismini , 1980 oncesi turkiye sol hareketi icersinde yer almis olan devrimci militanlarin pek cogu bilirler, bircoklariyla hapis yatmis  yada mucadele icersinde birlikte yer aldigi olmustur.  Bugun, Nebil Rahoma’nin ôlûmûnun uzerinden 28 yil gecti. 12 eylul oncesi dônemin sol hareket icersindeki olumsuzluklarin nebil  gibi, gozu pek  yuregi devrim ve sosyalizm icin carpan yigit bir militana kadar ulasacagini hic kimse tahmin edemezdi. Oysa o kahredici kariyerizm hastaligi  ve karanlik iliskiler yumaginda ôlûmûn soguk yuzu nebile kadar ulasmisti bile. Nebil Rahoma kendi arkadaslari tarafindan ôldûrûldû. Tipki, Huseyin Sakul, tipki buna benzer digerleri gibi... 

 

Nebil Rahoma’yi 1977 yili’nin agustos ayinda, istanbul taksim civarinda bir eylem oncesi aksaminda tanidim. Sabah yapilacak bir kamulastirma eylemi icin aksam toplandigimiz orgut evinde; Engin Erkiner, Ali Sonmez, ben ve Nebil son degerlendirmeleri yaparken Nebil’in hic konusmadan ama  bir yandan bize cay yaparken, diger yandan da dikkatlice konusmalari dinlemesi dikkatimi cektigi icin Engin Erkiner’e yavasca, “bu kim, herseyi duyuyor” diye sordugumda, aldigim yanit, “eylem kadrosundadir yarinki eylemi birlikte yapacagiz” oldu.  Gercektende birgun sonraki etlemde son derece sogukkanli ve seri hareketlerle verilen gôrevi eksiksiz yerine getirdigini gordum. Daha sonra biz yakalandik ama nebil gunlerce takip edilmemize ve butun hucre evlerimizin onceden polis tarafindan bilinmesine ragmen,aramizda tek yakalanmayan nebil oldu. Eylem sonrasi gittigi her iki evin de ard arda basilmasina ragmen, polis cemberini asarak kurtuldu. Bizden sonra araliksiz eylemlerine devam etti.THKP-C (ACILCILER) orgutunun istanbul’daki tum eylemlerinde eksiksiz yer aldi. Baskalari gibi arandigini ileri surup bir adim bile geri durmadi.

 

Nebil bizden bir sure sonra yakalandi istanbul sagmalcilar cezaevinde yatarken, o donem, “istanbul vatan muhendislik mimarlik yuksek okulu “ ogrencileri arasinda cikan kavgada , aralarinda BEDRI YAGAN’inda bulundugu 40 civarinda devrimci ogrenci tutuklanmisti. Bu ogrenci gurubunun kisa bir sure icinde topluca tahliye edilmesi uzerine, ayni kogusta kaldiklari  BEDRI YAGAN’in; “ ben senin yerine hapis te kalayim, sen benim adimi kullanarak benim yerine cik git ‘ onerisiyle karsilasti ve boylece  sagmalcilar cezaevinde firar etti. Nebil, TIKKO davasindan HACI DEMIRKAYA  adinda  baska bir devrimciyle beraber iki kisiyi kendi yerlerinde birakarak onlarin kimligiyle  cezaevinde ciktiklarinda, kapida bekleyen bir polis ekip’inin, kendilerini bekledigini daha sonra bana  gulerek soyle anlatti; “ tam saglamcilar cezaevi’nin  nizamiye kapisindan ciktik birde ne gorelim bir polis arabasi kapida bizi bekliyor.  tikko’cu haci’ya eyvah bizi tanidilar dedim”; yanlarina dogru gelince,” cabuk arabaya binin” dediler, mecburen bindik , araba hareket etti, kimse konusmuyordu,biz gayrettepe ‘ye goturuldugumuzu sanarken, araba aksaray da durdu ve polis’lerden biri kapiyi acarak” hadi atlayin bakalim,simdi dogru okullariniza, gecmis olsun” dedi. Sasirmistik...  

 

Tûrkiye’de, ozelliklede 12  eylul oncesi  dônemin sol guruplar arasi anlamsiz rekabetlerinin kiran kirana devam ettigi bir dôneminde, bir baska orgut’un taraftarlarinin, Nebil Rahoma icin gosterdigi devrimci dayanisma ve fedakarlik, orgutumuze yapilmis bir jestten ote, Nebil’in kisiligine ve hapishanedeki ornek devrimci tavirlarina karsi gosterilmis bir sayginin sonucuydu. Nebil Rahoma hapisten ciktiktan sonra orgutumuzun ileri sempatizanlarindan kurdugu bir eylem kadrosuyla mucadeleye devam etti. Yeniden yakalandiginda , girdigi silahli catismada yaraliydi ve sagmalcilar seruveni yeniden baslamisti. 

 

NEBIL RAHOMA ILE IKINCI KARSILASMAM VE FISITINLI GERILLA’LARIN  SAGMALCILAR CEZAEVINDEN FIRAR OLAYI... 

 

Nebil, polisle girdigi silahli catisma sonucu yarali olarak yeniden sagmalcilar hapishanesine konuldugunda, ben isparta cezaevinde Amasya kapali cezaevine surgune gonderilmistim, kisa bir sure sonra, yeniden sagmalcilar cesaevine nakledildigimde nebil rahoma ile tekrar karsilastik; firar etme, disardaki sicak mucadelenin icersinde yer alma onun tek dusuncesiydi. Nasil olursa olsun mutlaka bir an once bu duvarlarin otesine gecmeliyiz diyordu. Ayni hapishanenin turist kogusunda kalan ve yesilkoy havaalani baskininda mubebbet hapis cezasina mahkum iki filistinli gerilla  ile arasi cok iyiydi . FILISTIN HALK KURTULUS CEPHESI (FHKC) gerillasi MEHDI MUHAMMED VE  HUSEYIN’i benimle tanistiran Nebil oldu.  Cok iyi turkce konusan iki filistinli gerilla ben ve nebil, nasil firar edecegimiz konusunda bir cok olasiligi degerlendirmeye basladik. İlk girisimimiz tunel kazarak kacmak fikri suya dustu.  Sagmalcilar siyasi kogusunun havalandirmasinda bulunan kanalizasyon kapaklarini acarak icersine girip uc ayda 30 metreden fazla kazdigimiz tunel, firar edecegimiz gunun aksaminda tesadufen ortaya cikmisti. İkinci olasilik cok riskliydi;  o donem filistinde onemli bir gerilla gurubu tûrkiye’ye gelmis ve filistinli iki gerillayi kacirmak istiyorlardi. Ziyarette bize anlattiklari ve fikrimizi sorduklari planlari suydu: belirlenen gun ve saatte sagmalcilar cezaevi duvarina( bizim bulundugumuz kogusun duvarina) roket firlatilacak ve poket mermisinin acacagi delikten  biz;( mehdi muhammed, huseyin, nebil ve ben) ayni anda gecerek onceden hazir bekleyen arabaya binerek olay yerinden uzaklasacagiz. Roket firlatilmasiyla birlikte cezaevi civarinda bulunan tum jandarma kulubeleri filistinli gerillalar tarafindan ates altina alinacagi icin cikmamiz kolaylasacak. Bunun icin bizden talep ettikleri  tek sey , biz kactiktan sonra THKPC(ACILCILER) in bu eylemi ustlenmesiydi. Filistinli olarak bu eyleme adlarinin karismasini istemiyorlardi. Tûrkiye ile filistinli orgutler arasindaki iyi iliskilerin bozulmasi riskini  goze almak istemediklerini gerekce gosteriyorlardi. Ben ve Nebil ilke olarak buna itiraz etmedik hatta nebil hemen harekete gecilmesi taraftariydi, beni dusunduren bu eylemin ardindan orgutumuze yonelecegi kesin olan yogun baskinin altinda kalkip kalkamayacagimizdi. Nebile dusunelim dedim ve o an aklimda olan baska bir oneriyi deneyelim, eger o da olmazsa son care olarak bu oneriyi kabul edelim dedim. 

Basariyla sonuclanan ucuncu oneri, ziyaret esnasinda disardan getirilecek testerelerle gorus kabininin camini ve demirini keserek ziyaretciler arasina karisip firar etmekti. Dusundugumuz gibi oldu; ziyaret gunu sabahi filistinli iki gerillanin saclari tras edildi ve uzun yillar birlikte beraber ayni kogusta kaldiklari arkadaslari bile tras edildikten sonra bu kisileri taniyamadilar; ziyaretimize o zaman orgutumuzun istanbul  yoneticilerinden AHMET ZIYA ERDONMEZ gelmisti. Ziya onceden her sey hazirladigi icin , ziyaret kabininde cami ve demiri kesmek uzun surmedi. Once iki filistinliyi cikarttik ardindan ben ciktim. Benden sonra Nebil’in cikmasi gerekirken DS ( devrimci sol) davasindan hapis yatan IBRAHIM ILCI’nin “ once ben cikayim’ israri uzerine aralarindan gecen munakasa sonucu gecikmesi uzerine, ben  filistinlileri disarda bekleyen arabaya gitmelerini soyleyerek yeniden hapishaneye Nebil’ i almaya dondugumde  firardan haber alan idarenin alarma basmasi uzerine NEBIL iceri’ye kacti, ben cezaevinin bahcesine ciktim. Alarm uzerine jandarma cezaevini sarmisti ve beni tanidilar ve teslim olmami istediler, yakalanmistim. Elimi havaya kaldirmami isteyen jandarmalarin bagrismalari arasinda, ellerimi havaya kaldirarak karsida arabada beni goren filistinlilere havaya kaldirdigim elimi sallayarak gitmelerini isaret ettim. Filistinli iki gerilla kacmis ben ve ibrahim ilci bahcede yakalanmis, Nebil tekrar iceriye kogusa gitmisti. İstanbul alay komutaninin bizzat gozetiminde iskenceye alindigimda ISRAIL istanbul baskonsolusu bizi gormek icin cezaevine geldi. Bu sirada Nebil Rahoma’yi da kogustan alarak iskence etmek istemelerine ragmen cezaevi ayaklanarak Nebil’i vermediler. Bu konuda  daha sonra bazi spekulasyonlarin yapildigini  duydum.

 

Ornegin RECEP MARASLI’in bir yazisinda filistinliler’in firarindan bahsederken, “ firar eyleminde cezaevi idaresinin parmagi vardi, ibrahim yalcin’in sozlerinden de bu anlasiliyor” diye bir cumle geciyor. Kesinlikle boyle bisey yok. Yalniz su var. Ben yakalandigim zaman polis beni gayrettepe de sorguya almak isterken, jandarma’da, kendisi sorgulamak icin istanbul alay komutanligina goturmek istiyordu. Ben bir ara cezaevi savcisiyla odasinda yalniz kaldim ve o sirada savciya ‘ eger beni bunlarin eline verirsen firarda senin de haberin vardi derim, beni verme” dedim, sanirim bu tehdit etkili olmus ki “cezaevi sinirlari disina cikmamistir” diye sorgumun cezaevinde yapilmasi gerektigini soyleyerek ne polise nede jandarmaya verdi. Recep Marasli ile  sohbetlerimizde bunu soylemis olabilirim ve recep bunu anlattigi gibi anlamis olabilir olay budur.        

 

Basarisizlikla sona eren bu firar girisimi ardindan, ben “istanbul toptasi cezaevine” Nebil, Nigde kapali cezaevi’ne surgune gonderildik, yine ayrilmistik. 

NEBIL RAHOMA THKP_C (ACILCILER)’DEN NEDEN  AYRILDI ? 

Nebil Rahoma, nigde kapali cezaevinde fazla kalmadi kisa sure sonra firar etti ve yeniden sicak mucadelenin icersinde yer aldi. Bu donemde filistine gittigini ve orada hapishaneden kacirdigimiz filistinli gerillalarla karsilastigini, onlardan cok yardim ve destek gordugunu daha sonra bana anlattiklarindan biliyorum. Filistinlilerle birlikte israil icersinde” intihar eylemine “giderek sag salim tekrar kampa dondugunude biliyorum. Filistin’de MLSPB’den HASAN SENSOY’la karsilastiklarini ve uzun uzun sohbet ettiklerini,  ozellikle, ACILCILER, MLSPB ve CAYAN SEMPATIZANLARI’nin birlestirilmesi uzerinde konustuklarini bana anlattiklarindan biliyorum. 

 

1979 yili aralik ayinda ben hapisten tahliye oldum. Benim tahliyemden bir gun sonra, orgutumuze yonelik yeni bir operasyon baslamisti, HAYDAR YILMAZ yoldas bu operasyonda yakalandi. Haydar yilmaz’in yakalandigini Nebil, bulgaristan uzerinden yeniden  filistin’den tûrkiye’ye donerken ucakta ogreniyor. Tûrkiye’ye donen nebil  ile istanbul “yeni bosna” da ikimizin de cok iyi bildigi cok eski bir iliski evinde karsilastik. İlk sozu “haydar’in yakalandigini ucak ta duydum” oldu ve “ cezaevini basip haydar’i kurtaralim” teklifinde bulundu. Oysa ben, NEBIL’le baska seyler konusmayi istiyordum. Orgutumuz’de bir ayrilik vardi ve bu ayrilikta kendisinin’de  HDO olarak kendilerini isimlendiren arkadaslardan yana tavir aldigini duymustum; dogrulugunu ve nedenlerini konusmak istiyordum. Nebil hep gulerdi, gozlerime bakti ve guldu. Evet dedi “HDO halkin devrimci onculeri’ ile birlikte hareket ediyorum, MIHRACtan surekli haber geliyor ve ben onunla birlikte olmak istemiyorum, MIHRAC’i siz tanimiyorsunuz yoldas, bu adamla bir yere gidilmez ve bundan hic birsey olmaz” diye devam etti. Cok uzun konustuk kesin kararliydi, cebinden bir kaset cikartti (daha onceden hazirlamisti) “ bu kasedi mihrac’a ver, her seyi anlattim orda” diye kasedi bana verdi. Bana verilen kasedi dinleme ihtiyci duymadim, icersinde neler oldugunu konusmalarimiz sirasinda soylemisti zaten. bir hafta sonra o  sirada ADIYAMAN KAPALI CEZAEVINDE yatan mihrac Ural’in ziyaretine gittigimde, kasedi kendisine verdim. Mihrac Ural o kasette kendisine neler soylendigini biliyor,tarihcilere acacagini soyledigi orgut arsivinde o kasedi de aciklar sanirim.

 

Bu olayi su nedenle aciklama geregi duydum; Kimileri yine olayi bu pislik adama getirip bagladi diyebilir,  soyledigim herseyi arkasindayim. Mihrac ural’in nebil rahoma’yi zoraki anmalari disinda adindan hic bahsetmemesinin nedeni ne? Neden, bu kaset iste? Nebil, bu kisinin gercek yuzunu hepimizden daha once biliyordu. Hic konusmayan, mutevazi ve son derece terbiyeli bir yapiya sahip olan ulkemizin az sayida yetistirdigi idealist devrimciler’den parmakla gosterilecekler arasinda olduguna kesinlikle inandigim nebil yoldas, bu mihrac ural soytarisinin hain yuzunu hepimizden once farketmistir. Nebil Rahoma, orgutumuzden ayrilmis olmasina ragmen aramizdaki iliski hep yoldasca surdu. Ayni orgutteymisiz gibi birbirlerimizi surekli gorduk, sirlarimizi anlattik, dertlestik... 

 

NEBIL RAHOMA NEDEN ÔLDÛRÛLDÛ? 

 

Nebil’in orgutumuzden ayrilmis olmasina ragmen, orgutumuz’den kopmadigini cok iyi bilenledenim, iliskilerimizin ayrildiktan sonrada hep sicak kalmasinin nedeni de buydu zaten. Nebil, acilciler orgutunden ayrilmadi aslinda MIHRAC URAL adli hain’le birarada olmamak icin, HDO saflarinda yer aldi. Nebil’ le son karsilasmamiz yine  yeni bosna’da oldu, 12 eylulun en azgin gunleriydi, engin erkiner, ali sonmez hapisten firar etmislerdi. Ali’yi Adana’ya yolladim Engin, yeni bosna’ya yakin bir evde kaliyordu, paramiz yoktu ve maddi sikinti icersindeydik, tam bu sirada kartal maltepe’de iki kuyumcu ayni anda soyolmus ve 15 kilo altin alinmisti. Eylemin yapilis bicimi bize hic te yabanci gelmemisti , bu eylemi HDO’lu arkadaslar yapmis olabilirlerdi, Nebil’i ilk gordugumde, bunu siz mi yaptiniz, diye sordum guldu ve evet dedi. Paraya ihtiyacim oldugunu soyledim hic dusunmeden “ziya’nin ( ahmet ziya erdonmez, daha sonra “kadikoy nufus idaresi” baskininda ôldûrûldû) evinde bir miktar altin var soyleyeyim getirsin” dedi. Belirledigimiz gunde ve saatte ziya erdonmez bir kese kagidi icersinde iki kg kadar altini bana verdi. Hatta o sirada nebil bana “eger paraya ihtiyaciniz varda kadro eksikliginiz varsa bizde hem iyi bir istihbarat var onu size vereyim siz yapin isterseniz ben de sizinle bu eyleme katilirim” dedi. Nebil icin onemli olan THKP-C ideolojisini savunan butun guruplarin birlikte hareket etmesiydi. Ali cakmakli olayini konustugumuzda mihrac’a karsi ofkesini acik acik belli ediyordu. “ali’ye karsilik mihrac’i cezalandirmak isteyenleri zor zaptediyoruz” dediginde, kendisine bu olayin benim tarafinmdan da tasvip edilmedigini bu nedenle ali cakmakli hakkinda yazilan ‘ karanlik adam’ yazisini istanbulda dagittirmadigimi soyledim. Gercekten de dagittirmamistim, cunku iddia edilen seylerin hicbiri tutarli degildi . Ali cakmakli ,Nebil RAHOMA gibi orgutumuzden ayrilarak HDO saflarinda yer almisti. Bulundugu bolgede sevilen ve sozu dinlenen, teorik seviyesi bulundugu bolge ortalamasina gore hayli fazla olmasi korkusuyla oldurulmustu. (Aradan yillar gectikten sonra mihrac ural bunu kendi agziyla itiraf etti)  Nebil Rahoma, hic bir yoldasinin burnunun dahi kanamasini istemezken kendisinin ardindan kurulan tuzaklardan elbette habersizdi.yoldaslarina karsi tuzak kurmayi birakiniz hic bir devrimciye karsi en kucuk bir zarar gelmemesi icin kendisini goz gore gore riske atmaktan cekinmeyen nebil rahoma’nin, bizlerle bu kadar samimi olmasi, ozellikle dayanisma amaciyla ziya erdonmez vasitasiyla bana gonderilen altini gerekce gostererek ( bunun yanina bir takip ipe sapa gelmez uyduruk iddialarda eklenmistir) tutuklayip basina kursun sikanlar, aslinda sadece nebil’e degil, nebil’in ugruna mucadele ettigi devrim ve sosyalizm ugruna mucadele edenlerin tumunun (hepimizin )kalbine kursun sikmislardir.  Nebil Rahoma’yi tutuklanayanlarin, gece kacmasi icin ellerini gevsek baglamalarina ragmen,” kacmami beklemeyin, ya beni oldurursunuz yada bu suclamalari ceker ozur dilersiniz” diye dimdik durmasi,onu kursunlayan hain ellerin, kursunladiktan sonra basinda oturup aglamalarina neden olmustur.   Nebil rahoma ôldûrûldûkten sonra, yakalanan arkadaslari polise benim adimi vererek, kartal maltepe de soyulan kuyumcu dukkanindaki altinlari Nebil’in bana verdigini soylemisler. Cezaevinden alinarak polise tekrar sorguya goturuldugumde  beni sorgulayan polis sefi’inin soyledikleri cok anlamliydi.” İcinizde yigit bir nebil vardi onuda kendi ellerinizle oldurdunuz” dedi. Dusmaninin bile saygiyla andigi bu yigit devrimci yoldasin anisi onunde saygiyla egiliyorum. Onu hic unutmayalim unutturmayalim. 

 

Kucuk bir not.Nebil rahoma’nin olum emrini veren M. Ozer adindaki hain, su anda nerde? Ne is yapar? Bilen var mi? Kimse bilmez cunku derimcilikle hicbir alakasi yok. 

 

                                 İbrahim Yalcin                                                    Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir  

 

Ödürülmesinin üzerinde tam 28 yıl gecen Nebil Rahoma yoldaş icin yazdiğim bir şiir: 

 

ADI NEBİL!

En önde yürüdü hep

En önde olmak istemese de

En önde olup da       

İlk kurşunda           

Boyluboyun                 

Sereserpe dal gibi

Serpilip yeşermeden toprakta

 

Bir yerine

bin olmadan

Onbin   

Yüzbin       

Milyon kere dirilmeden yeniden

En önde yürüdü onsekizinde.

Ondokuzuna gelipte kızışınca ortalıkTandogan’da onbinler        

Taksim’de yuzbin olunca

En onde yürüdü inatla          

En önde olmak istemese de

Yirmisine yeni basmisti daha

Sakalı gürleşmemiş

Bıyık desen terlesede eh iste...

Gözü pek yüreği yamandı lakin.Ucer-beser olmuslardi         

Yirmibirinde

Yeni Bosna      

Fikirtepe          

Kartal’da

Kan-ter icinde           

Ulu-orta        

Kose bucak    

Yel gibi...

Yoldasları öldürüldü

Yoldaslari birer birer öldürüldü                      

 ardarda

malatya’da   

ankara’da        

 yayla’da

sıra kendisine gelmemişken

dahayirmiikisindeyken yaşı

hapis yatmış     

duvar delmiş          

yağlı kurşunlara siper olmuştu

sözün kısasıçok şey görmüş    

çok şeyler yaşamıştı          

 sevinçler ve ihanetler içinde                               

 gencecik

istanbul’da türk    

siverek’te kürt         

filistinde gönüllü olmuştu cephe’ye

yaşı yirmiüçündeyken bile

kıs kıs gülümsediği olmuştur belki       

Ağız dolusu gülmediği kesindi

Babasız büyümüştü        

Öksüzdü.

Evinin direği anasının tek oğluydu

Buğday basağı misali başı

İçi doldukça eğilirdi      

Ağır başlıydı.

Yası yirmi dört olmuştu

Tavşan kanı çay icerdi su gibi                

Konusmazdı                      

Dinlerdi usul usul                             

Sessizdi

Uğursuz ellerinde ölüme götürülürken                               

Yoldaşlarınca

Ap-ak bulutlar kadar temiz

Çorak topraklar gibi hasret

Ve okyanuslar

Ve sıradağlar misali başı 

Dimdikti.

Beynine kurşun sıkanların

Başında ağıt yaktığı            

Bir önder olmuştu bu yaşta

Adi nebil

Soyadı rahoma idi.

Uykusuz yatıyor şimdi

Sessiz sitemsiz yatıyor

kefensiz mezarsız yatıyor

bir de        

Kar altlarında                

Kanter içinde...   

Mayis 94                           

 Eylul Portreleri - Ütopya Yayınları

Son Güncelleme: Pazar, 05 Nisan 2009 07:52