Şuanda 164 konuk çevrimiçi
Mihrac Ural – Tetikci PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Cumartesi, 10 Ocak 2009 23:29


Engin Erkiner: Mihrac Ural icin en iyi nitelendirme, Suriye derin devletinin tetikcisi olmaktir.

Ibrahim Yalcinin son yazisi, Seytan Ayrıntıda Gizlidir, konu hakkında bu kadar şey bilen benim, yine de biraz cahil kaldığımı gösterdi. Açıkçası Muhaberat ile Mihrac Ural’ın ortak operasyon yapmaya kalkacak kadar işi ilerlettiklerini düşünmemiştim. Neyse ki gerek Kırıkhan’da gerekse de Paris’te Müslüman Kardeşlere karşı yapılması planlanan operasyona katılacak olan arkadaşlar son anda kendilerine geliyorlar, “biz ne yapıyoruz?” diye düşünüyorlar ve vazgeçiyorlar.  

 

Müslüman Kardeşler dinci bir örgütlenme, Hafız Esad rejimine de karşı. Sadece ona karşı değil, Mısır’daki Mubarak rejimine de karşı ve Mısır Komünist Partisi yıllardan beri Mubarak rejimine karşı bu örgütle ittifak yapıyor.   

 

Suriye’deki Esad yönetiminin kanlı bir terör rejimi olduğunu daha önce açıklamıştım. İsteyenler bu sitedeki Suriye başlıklı yazılara bakabilirler.  

 

1988 yılının sonlarına doğru, o yıllarda partinin Avrupa sorumlusu olan bana Paris’ten haberler geliyordu: Mihrac Ural ve adamları insan kaçırıyorlar, özellikle eskiden bunlarla ilişkisi olan ama artık ilişkisini kesmiş Antakyalıları tehdit ediyorlar ve “burasını da Suriye gibi yapacağız” diyorlar. Paris’teki arkadaşlar “müdahale edelim mi?” diye de sordular.   “Kesinlikle karışmayın” dedim. İnsanlar bu muameleye karşı seslerini çıkarmıyorlarsa, bize karışmak düşmez. “İçlerinden bazılarıyla iyi ilişkilerimiz var” dediler. “O zaman bekleyin ilişkiler iyice şekillensin, ondan sonra tehdit ve saldırı sürerse, gerekeni yaparız.”  

 

Bu arada içimden gülmedim de değil. Bunlar acemi! Fransa’yı serbest bir yer zannediyorlar ve yılların sömürge polisini küçümsüyorlar. Bir süre hiç sesini çıkarmamak Fransız polisinin tipik davranış şeklidir. Bekler, gözler ve sonra da herkesi toplar. Zaten olup biteni ben bile duymuş isem, her tarafta kolu olan Fransız polisi çoktan duymuştur.  Yine de darbe biraz erken geldi, zira tehdit ettiklerinden bir tanesi bunları ihbar ediyor ve polis de elindeki eski bilgileri kullanarak 15 kişiyi topluyor.  

 

Saint Michell metrosunda Müslüman Kardeşlerin bir yöneticisine suikast planlanıyormuş. Suikasti yapacak kişi de –Cabir- Paris’e getirilmiş ama duruma uyanıp vazgeçmiş. Burada birkaç soru var:  

 

Birincisi: Neden Suriye gizli servisi Muhaberat suikasti kendisi yapmıyor da taşeron bir örgüte veriyor? Cevabı zor değil. Bir devlet başka bir devletin –hele de Fransa gibi bir devletin- topraklarında silahlı eylem yapar ve bu da daha sonra ortaya çıkarsa, o devleti yani Suriye’yi fena yaparlar. Bu nedenle suikasti yapacak olan Arap kökenli olsa bile Suriyeli olmaması gerekiyor.   

 

İkincisi: Silahları nereden buluyorlar? Cevabı basit: Suriye elçiliğinden. Bu bilinen numaradır. Diplomatlar aranmadıkları için başka ülkelee diplomatik eşyalar arasında silah sokarlar.  

 

Üçüncüsü: Eylem yapılacak yer öyle bir yer ki, kaçmak mümkün değil. Neden burası seçiliyor? Suikast yapılacak kişinin belirli bir saatte buraya geldiği biliniyorsa, buraya nereden geldiği ve buradan nereye gideceği de bulunabilir. O zaman neden mutlaka burası seçiliyor?  Ancak tahmin yürütebiliriz. Görülen odur ki, suikasti yapanın yakalanması isteniyor. Karşılığında Suriye devletinden yüklü bir para alınacak olabilir ya da başka hesaplar yapılmıştır. Ya da belki de ne Mihrac ne de Zafer hayatlarında silahlı eyleme girmedikleri için suikast nasıl planlanır konusunda tecrübeleri yoktur. Bu nedenle en basit yolu seçmişlerdir.  

 

Dördüncüsü: Cabir suikastten vazgeçti. Bu kadar önemli bir işi neden siz yapmadınız? Bunun için tehlikeye girebilmek gerekir ve ustalık ister ve bunları da siz yapamazsınız tabii...  Sonuçta taşeronluğu bile beceremediniz.    

 

Filistinlilerin iç kavgasında yapıldığı gibi ajitasyonla heyecana getirilip El Fetih’e saldırtılan ve 4 tanesinin ölümüne neden olunan arkadaşların örneği bu kez başka bir şekilde tekrarlanmadı.   

 

Mücadele anlayışı konusundaki görüşleriyle uyuşmadığım Rıza’nın güzel bir cümlesi vardır: “Biz temiz bir harekettik. Mihrac bu hareketi kirletti.”  

 

Doğru! Hem de öyle bir kirletti ki, önceden hepimiz elbirliğiyle uğraşacak olsaydık bile, bu kadarını beceremezdik.   

 

Konuyla ilgili hayli bilgi birikti, ama yine de bazı şeyleri duyunca tüylerim ürperiyor. Başka bir devletin gizli servisi adına tetikçilik organizasyonu... Eylemi kendisi yapamıyor çünkü o cesaret ve ustalık yok... Öteki arkadaş da iyi ki zamanında doğru düşünebilmiş yani...   

 

Suriye devletinin çıkarını savunmak bize mi düştü!   

Son Güncelleme: Pazar, 04 Ekim 2009 07:35