devam edecegiz... Yazdır


Hasan Balcı'nın yazısını aynen yayınladım. Küfürler ve bunlara verilecek cevaplar konusunda farklı düşünüyoruz. Her konuda aynı şeyleri düşünmek de şart değil...
Bir konuda haklı: Ali Çakmaklı meselesi gündeme ağırlığını koyuyor. Koymak da zorundaydı, zira Nebil rahuma'nın öldürülmesi ile Ali Çakmaklı'nın öldürülmesi birbirine doğrudan bağlı.Nebil, Ali'nin öldürülmesine misilleme olarak öldürüldü. Tabii örgütün resmi gerekçesi böyle değil, başka gerekçeler bulundu.
Ali Çakmaklı konusu Nebil rahuma konusundan çok daha açık bir konu...
Birincisi: Ali Cakmaklı'nın idam fermanı olan "Karanlık Adam" başlıklı bildiri Adana cezaevinde Mihrac Ural tarafından yazıldı. Aynı cezaevinde o dönemde yatmış şahitler var.
İkincisi: Kim öldürmüş, öldüren silah kimde çıkmış, bunlar da belli.
Üçüncüsü: Mezarı da belli...
Şimdi konuyu karıştırmak için Mihrac Ural türlü çeşitli numaralara girecektir. Girsin!
Konu yeterince açık. Şu veya bu ayrıntının şöyle ya da böyle olmasıyla konunun esası değişmez.
Ali Çakmaklı, Mihrac Ural'ın direktifiyle öldürülmüştür...
Nebil'in öldürülme nedeni, Ali Çakmaklı'nın öldürülmesine misillemedir.
Bunu kendisi de Cephe dergisinde açıkça yazmış. Bu yazının ilgili bölümünü de bu sitede yayınladık.
Ali Çakmaklı'nın öldürülmesinin ardından Adana'da ve de Almanya'da HDÖ'lüler toplantı yapıyorlar ve "Mihrac Ural'ı öldürme" kararı alıyorlar. Aklı başında olanlar, soğukkanlılığını kaybetmemiş olanlar, misilleme temelinde böyle bir eylemin yanlış olacağını savunuyorlar.
12 Eylül koşulları... Herkes büyük sıkıntıda... Uzun uzun düşünüp araştıramazsın... Misilleme yapmak istiyorlar ve buldukları kişiye saldırıyorlar. Bu kişi de Nebil Rahuma...
Gerekçe, bulmak istedikten sonra bulunur.
Mesele bu...
Ali Çakmaklı konusunda ne oyunu yapılabilir ki!
Karşı tarafta oyun çok da, onlara düşmemek lazım...
Otuz yıl sonra herşeyi bütün ayrıntılarıyla bilemeyiz. Gerekli de değil... Ana noktalarıyla biliyoruz, bu da yeterlidir.
Türkiye devrimci hareketi bu sitede yazılmış olan değişik yazılardan ders çıkarır mı çıkarmaz mı, kendisi bilir... Bize laf edenler var mıdır, mutlaka vardır. Onlara önce aynaya bir bakın derim...
Bu ülkenin devrimci hareketinde hangi örgütte infazlara kadar varan büyük rezillikler yaşanmadı?
Mihrac Ural uç bir örnek, ama daha az uç olan örnekler heryerde var.
Ölümle, yaralamayla ilgisi olmayan görece basit bir örnek anlatayım:
Örgüt adı vermeyeceğim. Türkiye devrimci hareketinin büyük örgütlerinden bir tanesidir. Örgüt içi infaz  yapıldığını da duymadım.
Yıl 1980'lerin başları, örgüt içinde ayrılık var. Bu ayrılığın başını çeken kişi başka bir ülkede iltica etmiş, iltica pasaportunu almış ve Almanya'ya gelmiş. Burada eskiden de tanıdığı çevre ile ilişki kuruyor, görüşlerini anlatıyor.
Adama ne yapıyorlar?
Alışveriş için bir mağazaya gidiyor. Birkaç şey alırken çaktırmadan çantasına bir kemer koyuyorlar, sonra da hırsızdır diye ihbar ediyorlar. Yakalanıyor. "Bu kemerden haberim yok" itirazıyla polisi ikna edemiyor ve sınırdışı ediliyor.
Ve bunun gibi neler var neler...
Bunları bir sürü insan biliyor, ama üzerlerinde genel bir değerlendirme yapmıyor, yapamıyor... Konu da böylece kapanmıyor. Ve geleceğe kalıyor...
Bunlar tek tek olaylar değiller, birçok örgütte yapısal bir sorun olmuşlar. Bu nedenle kimse dokunmak istemiyor. Ne ki, dokunmayınca da ortadan kalkmıyor.
İsteyen istediği gibi düşünebilir, biz devam edeceğiz...
Zaten sonuna geldik, genellemeler yapabilecek bilgi birikimine ulaştık. Dolayısıyla hele de şimdi özellikle yapılmış olanın arkasının getirilmesi gerekir...