devrimci katili mihrac urala cevap 2 Yazdır


 

İkinci bölüm

Yalan 3__  Mihraç Ural diyor ki, ‘’... İbrahim Yalçın bize sahte para işi teklif etti, kabul etmedik(!) ‘’ belge de gösteriyor. Belge;  Benim, Türkiye’den kendisine yazdıgım mektup.Mektubu yayınlıyor.                   

Dogrudur. O mektubu Turkiye’den Suriye’ye ben yazdım. Suriye’ye birinci gelişimde, kendisiyle uzun uzun konuştuk, maddi sıkıntıların nasıl çözülebilecegi üzerine bir çok olasılıgı degerlendirdik. Bu konuşma sırasında,’’..Lübnan sahasında ellerinde bazı olanaklar oldugunu, eger ciddi bir kanal bulunabilirse bu olanakların Türkiye’de kullanılabilecegini ‘’ bana anlatan kendisidir. Cezaevlerinde tanıdıgım kimi mafia babaları ile ilşki kurabilirsem bu kanaldan ‘’ sahte para’’ yı ülke içinde eritebilecegimizi söyleyen de kendisidir.               

Benim, Türkiye’den yazdıgım ve polis’in eline geçen ( Türkiye’den Suriye’ye gönderilen tüm mektupların bir nüsahası polisin elinde’ dir ) Mihrac Ural’ın da yayınladıgı mektubun özü budur.                 

Yıllardan beri bütün yoldaşlarını ‘’ fişleyerek’’ haklarında’’ dosya’’ tutmuş  bir devrimci katili’nin ruh  halini varın  siz  tahmin edin. Bu katil’in, 30 sene boyunca, özenle ‘’sakladıgı’’ sözde örgüt ‘’ arşivi’’ işte budur.                   

Suriye’de bulundugum sırada’’ Örgüt arşivi’’ benim kaldıgım oda’da bulunuyordu.. Hemen hemen tüm arşivi okudum, içlerinde hiç bir ‘’ dosya’’ ya rastladıgımı hatırlamıyorum. Öyle anlaşılıyor ki, şimdi ortaya çıkarttıgı sözüm ona’’ dosya’’lar, kendi ‘’ özel örgütü’’ yada Suriye muhabaratı’nın arşiv odalarında muhafaza ediliyormuş.  Aylarca benim odam’da bulunan örgüt arşivinde okudugum yazılar, örgütten ayrılan ve ayrılma gerekçelerini  anlatan yoldaşlarından gelen mektuplar ve rapor’lardan ibaretti.  Avrupa’ya gelmeden önce, arşivde yazılarını okudugum kimi yoldasları, bu yazılarından dolayı tanıdım ve içlerinden ciddi ve aklı başında eleştiride bulunan yoldaşları avrupaya gelir gelmez görmek ve tanımak istedim. Özellikle Hollanda’da biriminde tanıdıgım ve yeniden örgüte dönmeleri için çaba sarfettigi yoldaşlar, bu nedenle tanıma fırsatı buldugum yoldaşlardır.                 

Avrupa’ya gitmek için, Orta-Dogu’ya geçen ve Mihrac Ural’ın ‘’agına takılan’’ sıradan insanların, Mıhrac tarafından ‘’ sizi Avrupa’ya gönderecegm’’ diye aylarca çaliştırılarak ellerindeki kazançlarına ‘’ el konulan’’ onlarca insan var. Bunların hemen tamamı Antakya’lıdır. Bu ınsanların feryatlarına bizzat tanık oldum. HÜSEYIN adındaki ‘’ marangoz’’ arkadaşın başına gelenleri gözlerimle gördüm.Bu arkadaş’ın aylarca çalıştırıldık’tan sonra, bir ‘’ uçak bileti’’ alınmasına ragmen ‘’ Şam havaalanında ihbar edilerek  yakalanışına ‘’ tanık oldum. Hüseyin ismindeki ‘’ marangoz’’ arkadaşın, hapısten çıktıktan sonra Türkiye’ye iade edildigini biliyorum. Şimdi Antakya’da yaşadıgını duydum. Hüseyin ve Hüseyin gibi Mihrac Ural tarafından dolandırılan insanların  çektikleri sıkıntılarını heryerde anlattıklarını biliyorum.                  

Bütün bu gerçekler ortadayken, hiç sıkılmadan benim, paraya karşı ‘’ zaaf’’larımdan bahsetmesini ve sanki benim, ‘’ sahte para’’ karşılıgında ‘’ kişisel kazanç’’ saglamak için ‘’ karanlık işler’’ peşinde oldugumu ‘’ ima etmesi’’ne ne demeli.  Mihrac Ural, istedigi kadar yalan yazsın, istedigi kadar  kendini paralasın; İbrahim Yalçın, hayatı boyunca örgütünden,yoldaşlarından habersiz hiçbir iş’in peşinde koşmamıştır. Beni tanıyanlar  bilirler. Benim  kim oldugumu, nasıl bir aile’den geldigimi bilenler bilirler. M.Ural gibi bir devrimci katili’nin söyledigi herşeyin aşagılık bir Megaloman’ın hezeyanları oldugunu gayet iyi bilirler.              

İbrahim Yalçın’ın, bugüne kadar kendisini asgari düzeyde ikame edebilecegi dışında başkaca  bir ‘’kazancı’’, birkmiş bir sermayesi(!)nin olmadıgını herkes  bilir. Buna karşın Mihrac Ural’da çok iyi biliniyor. Suriye’den Türkiye’ye giden yoldaşlara, ‘’ ...Babam’a küçük bir hediye paketi’’ diye gönderdiği ‘’küçük hediye paketi’nin, Antakya’da polis tarafından yakalandıgı zaman, içersinde ‘’ altın’’ çıktıgını da çok iyi bilirler. Örgütten ‘’çaldıgı’’ paralarla aile çevresinin nasıl ‘’semirdigini’’ de çok iyi bilirler.            

Mihrac Ural hırsızdır.Yoldaşlar arasında, Kendi hırsızlıklarının konuşuldugunu çok iyi biliyor. Yoldaşlarımızın kanları pahasına yarattıkları degerlerini nasıl kullandıgını bilmeyen yoktur.Hakkında konuşulan ne varsa,bunları  ters-yüz ederek başkalarına karşı kullanmaya çalışmakla ‘’ak’’lanacagını sanıyor.Mihrac  Ural’ın  bu kadar pislik içersinde ak’lanması elbette mümkün degildir. Onu ak’lamaya çalışanları da buradan, bir kez daha uyarıyorum. Boşuna ugraşıyorsunuz. Mihrac’ı,  dünyanın hiçbir yerinde ak’layamazsınız. Gün gelir,ak’lamaya çalıştıgınız ‘’pislik’’ yüzünüze gözünüze bulaşacaktır. Bundan emin olabilirsiniz.   

Yalan.4__  M.Ural, benim ‘’ 1.Kongreyi takip etmek için, MİT tarafından Suriye’ye gönderildigimi, örgütü ihbar ettigimi, herşeyi ele verdigimi  ve Suriye’ye geldigim zaman bu durumu fark ettiklerini, elimde  ‘’itirafname(!)’’  aldıklarını ‘’ yazıyor. Ve’’ İşte belge’’ diye yayınlıyor.                

Ben, M. Ural’ın bundan önceki iddialarına cevap verdim. Hepsinin yalan ve uydurma oldugunu ve aşagılık duygularını tatmin etmek ve içersine düştügü yalnızlık sefaletine benim neden oldugumu bildiği   için, ‘’ yavuz hırsız’’ misali, aklına ne geliyorsa yazdıgını, bütün delilleriyle,( tanıklarıyla) ortaya koydum. Açık söylüyorum ve iddia ediyorum. M.Ural;  Benden önce, örgütü tamamen ele geçirdigine, kendisini iyiden iyiye inandırmıştı ve rahattı. Bütün ihanetleri’nin unutuldugunu, bunları gündeme taşıyacak kimsenin kalmadıgını sanıyordu. Ben geldigim  zaman,  yanında bulunan yoldaşlardan tek bir muhalif, ALİ SÖNMEZ kalmıştı. Türkiye’den orta-dogu’ya  yeni gelen yoldaşların, ALİ SÖNMEZ’e karşı, tavırlı davranması için ,yoldaş hakkında olmadık karalamlar yapıyordu. Bunların tamamın’da da başarılı olmuştu: ALİ SÖNMEZ’ de zaten, ŞAM’da oturuyor ve Mihrac’ın bulundugu LAZKİYE’ye gelmiyordu. Tam bir tecrit durumunda yaşıyor.Hiçbir şeyden haberi olmuyordu. Ben geldigim zaman, Ali’yi sordum. ‘’ Ali’nin, eski Ali olmadıgını söylendi. Özel hayatı hakkında son derece küçültücü ve aşagılayıcı bir yıgın şey anlattı.’’ Görevinin ne oldugunu sordugum zaman,’’ MK üyesi oldugunu ama, bu üyeligin temsili oldugunu ‘’ da söylemeyi  ihmal etmedi.  Bir süre sonra Ali’yi gördüm ve uzun uzun konuştuk. Ali  bana,   ’’ Mihrac Ural’ın, kendisine  yaptıgı, Türkiye’deki Hataylıların kurtuluş örgütü’ önerisine karşı çıktıgı  için,  hakkında hertürlü pisligi yaptıgını söyledi. Bunların neler oldugunu daha önce detaylarıyla yazdıgım için tekrar etmeyecegim. ALİ SÖNMEZ,  Mihrac  için; ’’ Devrimci degil, FAŞİST oldugu iddiasında’’ bulunuyordu. Ali Sönmez’in bana, özellikle söyledigi bir diger konu da şudur; ‘’ Sakın CEMİL ESAD’la tanışmaya gitme, sen ne anlatırsan anlat,bu adam( Mihrac’ı kastedediyor) senin anlattıklarını degil, başka şeyler anlatacaktır. Arapça  bilmedigin ve konuşulanları anlamayacagın için seni, devrimci degil,Türkiye’deki alevi hareketinin sorumlusu olarak tanıtarak Cemıl Esad’ın gözüne girmeye çalışacaktır’’ demek olmuştur. Bunun ne kadar gerçek oldugunu daha sonra defalarca gördüm tanık oldum.                                                          

1986 mart ayında, uzun bir süre kaldıgım cezaevinden ‘ infaz kanununda yapılan bir degişiklik’le cezamın bitmesine  20 gün kala tahliye oldum. Tahliye edilmemden kısa bir süre sonra Orta-dogu’dan yanıma gelen bir yoldaşla (Vedat yoldas)  uzun süre görüştüm. Orta dogu’daki genel durum ve yoldaşlar  hakkında bilgiler verdi.  Suriye’ye gelmem isteniyordu. Tarihini tam hatırlamamakla beraber(1986 hazıran_yada temmuz ayı olabilir)) tahliyem’ den kısa bir süre sonra, Suriye’den bildirilen  bir kaçakcı  ilişkisi ( sonradan polis muhbiri oldugu anlaşılan ALİ HAMAM) vasıtasıyla Suriye’ye gittim.. Suriye’ye geldigim zaman karşılaştıgım manzara buydu.          

Hiç birşeye aldırış etmedim. Herşeyın düzelebilecegine inanıyordum.Yoldaşlar arasındaki kırgınlıkların geçici oldugunu, zaman içersinde düzeltilebilecegini düşünerek yeni bir heyecanla gelecege ve Türkiye devrimine karşı görevlerimize kilitlenmeye hazırdım. Zaman zaman cezaevlerine gelen haberlerden; İlşkilerin ve örgütsel durumumuzun diger örgütlere oranla, oldukca saglam oldugunu düşünüyordum. 1981 tarihinden başlamak üzere, 6 sene boyunca Türkiye’den Orta-Dogu’ya çıkartılan yoldaşların, askeri ve siyasi egitimlerini tamamlayarak yeniden ülke içersinde mevzilendirildiklerini sanıyordum. Ülke içersinde, bütün bölgelerde askeri ve siyasi anlamda yetkin yoldaşların ‘’üretime baglı militan güçler’’ olarak konumlanmış olduklarını bizzat Mihrac Ural tarafından dinledim(!)            

Ülke içersinde her bölgede hazır ve örgütsel disipline baglı yoldaşların, özellikle hapishanelerden çıkan yönetici yoldaşların sorumlulukları altında yeni bir heyecanla devrim ve sosyalizm mücadelesine hazırlandıklarını, bu nedenle, özellikle’’ benim gibi tecrübeli yoldaşların’’ hapishaneler’den çıkmaya başlamasıyla daha da güçlü olacagımızı dinledim.            

Bir ay boyunca konuştuk, Bütün yoldaşların önünde ‘’ işte örgüt, işte yoldaşlar ve işte olanak, bunları sizler için, canımızı dişimize takarak, aç kaldık,ot yiyerek yaşadık ve  bugünleri, sizleri bekledik. Alın, şu andan itibaren bu örgüt sizlere emanettir’’ Sahte , kuru-sıkı ajitasyonların, tamamen  palavra ve kocaman birer yalan olduklarını   o zaman elbette bilemezdim.           

Örgütümüzün, Orta-Dogu başta olmak üzere; Türkiye ,Libya ve Avrupa’daki durumu hakkında  genel bilgiler aldım.           

Suriye’de kaldıgım kısa süre içersinde,  gözle görülebilen eksikliklerin farkında olmama ragmen üzerinde fazla durmadım. İlerde konuşarak düzeltilebilecek eksikliklerimiz olarak not ettim. Bir süre sonra,Suriye’de daha fazla kalmanın anlamsız oldugunu, bu alanda gereginden fazla yoldaş bulundugunu,Türkiye’de daha verimli olacagımı  konuşarak,dönmem gerektigine karar verdik. Ülke içersinde hiçbir MK üyesinin bulunmadıgını,mutlaka bulunması gerektigini,binlerce yoldaşın oldugu söylenen bir alanda MK üyesi bir yoldaşın bulunmamasını kabullenemedim.              

Üstelik, önümüzdeki günlerde,tarihimizde ilk kez bir ‘’kongre’’ yapılacagı kararı vardı ve Kongre’nin çok iyi hazırlanması gerektigi üzerinde görüş birligi içersindeydik.               

Kongre hazırlık çalışmalarının, Türkiye’de, benim sorumlulugumda yürütülmesi ve bu süreçte yeni bir düzenleme yapılabilmesi için,Türkiye’deki ‘’ önemli’’ konumda olan yoldaşların İsim listeleri ilişkileri ve adresleri( telefon numaraları dahil) toplanarak bana verildi. Bana verilen yoldaşların( birkaç kişi dışında) hiç birini tanımıyordum. Uzun süre cezaevinde bulundugum için bunları tanımam zaten mümkün de degildi. Bana anlatıldıgı kadarıyla  biliyordum. Türkiye’ye, bu şartlar altında ve beni Suriye’ye götüren aynı kişi ( Kaçakcı ALİ  HAMAM) kanalıyla döndüm. 

(devam edecek)