Alevilik'te doğum olayı Yazdır


“Yer yok iken gök yok iken dolaştım

Muallakda beyaz kufar’a düştüm
Kırkların ceminde engürü içtim
Ol yeşil kubbeye konduğum zaman” (Seyyit Feyzullah)

Doğum tüm canlıların soylarının sürdürülmesinin biricik yoludur. Her canlı da üreme organları vardır. Yaşam süreklidir. Ancak insan diğer canlıların varlığına müdahale etmiş ve zaman içinde birçok canlı türünün yok olmasına yol açmıştır.  Eğer dışarıdan müdahale olmazsa doğa doğal dengesi içinde var olmaya devam edecektir. Ancak düşünen hayvan olarak adlandırılan insan doğaya müdahale ederek bu doğal dengeyi bozmaktadır. Bu yüzden insanlık kendi elleriyle yaptığı müdahaleler vasıtasıyla birçok canlı türünün yok olmasına, dünya ikliminin değişmesine, doğum’un doğallığını da bozmaya yol açmaktadır.

Kızılbaş Alevilikte doğuş varoluşçu anlayışla ile izah edilir. Varoluşa ilişkin anlayışının temelini, Varlığın Doğuşu oluşturur. Kızılbaşlığın anlayışına göre, insan da dahil her şey,  doğuşun, var oluşun  başlangıcı olan Noktada önceden vardı.  Bünyesinde varlığın doğduğu  bütün, varlığı doğurdu.

İnsan ‘ın üremesi ve soyun sürmesi için erkek ile kadının cinsel birlikteliği gerekir. Bu birliktelik yoluyla doğum her şeyden önce ana rahminde vücut bulmak durumundadır. Ana rahminde mayalanan vücut tüm azaları ile şekil bulduktan sonra doğuş yapar.

.Kızılbaş Aleviliğe göre Vücut ateş, hava, su ve toprak bütünlüğüdür. Buna Kızılbaş erkanında Dört (Çar) Anasır da denilmektedir., Ateş, su, hava ve toprak Vücuttur ve Vücut evrendeki her şeyde vardır.

Vücut (Ya da Beden) büyük doğumu gerçekleştiren Hü-Da, ya da Xa-de’nin, yani ANA’nın ruhuyla buluşacak ve Can’a gelecektir., Bitki, Hayvan ve İNSAN, doğum sırasına göre CAN’a gelmiş olan vücutlardır ve Hakk’ın kendisidirler. Çünkü Hakk doğar, doğurur, vücut ve sıfat bulur, Can’a gelir ve kendisini böylece kanıtlamış olur. Yani HAKK veya Xa-De  bu yolla var olduğunu ve kendi kendisini doğurduğunu kanıtlar. Ondan doğanlar onun bizzat kendisidirler.

“Bir kandilden bir kandile atıldım

Turab olup yeryüzüne saçıldım
Bir zaman Hak idim, Hak ile kaldım
Gönlüme od düştü yandım da geldim” (Hataî)

Yukarıda kısaca izah etmeye çalıştığımız Doğum olayı, bir karışımdır. Bir birleşimdir diyebiliriz. Doğum, vücut ile Can’ın birleşmesi, ya da Vücut ile Nur’un birleşerek CAN’a gelmesidir. İnancımızda doğum bir karışım, ya da birleşim ise, ölüm de bir ayrışmadır.  

Şiri baba doğum olayını şu dizelerle dillendiriyor:

“Anasırdan bir libasa büründüm

Nar ü Bad ü ab ü Hakktan göründüm

Hayrül beşer ile cihana geldim

Adem ile bir yaş idim ben”

**(Bu dörtlüğün açıklaması şöyledir;Madden bir elbiseye, kalıba girdim/ Ateşten, havadan, sudan ve topraktan göründüm / Varlıkların en hayırlısı olarak dünyaya geldim, doğdum / Eğer Adem bir başlangıç ise  o başlangıç ile aynı yaştayım. Çünkü o benim, ben o dur.)

“Aleviler ‘”yok’a inanmazlar, “var”a inanırlar. İnancımızda La mekân yoktur. Her şey vardır. Hakk gerçektir, bütün sır “su damlası”ndadır.”

Aleviler 72 millete bir nazar ile bakarlar, Aleviler için bu 72 fırka Adem ile Havva’dan gelenlerdir. 73 fırka ise Kızılbaş Aleviler’dir ve Naci ile Naciye’den gelenlerin fırkasıdır. Aleviler Naci ile Naciye’den gelenleriz derler. Naci ismi efsanede geçmektedir, ancak gerçeklikte ise erkeklik organını ifade etmektedir. Naciye ise kadınlık organını ifade etmektedir.

Kadın erkek birleşmesinde kadının üreme organına döl düşer.Yani iki damla su düşer. Naci yani erkek rahmet deryasıdır. Naciye ise nur deryasıdır. iki ayrı derya olan rahmet deryası ile nur deryası birleşir, bu yolla insan vücut bulur ve cana gelir. Canlıların üremesi için döllenme şarttır. İnsan için ise erkek-kadın birleşimi yoluyla erkek dölünü ana rahmine bırakır. Erkek maya, kadın ise süttür. Döl yani maya süte düşer, sütü mayalamaya başlar. Anne rahmindeki mayalanma 40 gün sürer 41. günde insanın ilk şekli oluşur.  Anne rahminde 41. günde bebeğin ilk nüvesi oluşur. 366 damar oluşmuştur artık.

“Kandilin içinde nur olan biziz
Mekân ötesinde sır olan biziz” (Devranî)

Ana rahminden 40 gün süren bu oluşum aslında 40’lar Cemi olarak isimlendirilebilir. Kırklar söylencesini hatırlarsanız “birimiz kırk, kırkımız birdir” denmektedir. Ana rahminde Kırk gün sonra ana rahminde bebeğin ilk nüvesi ve çeşitli organları oluşur. Bu bir süreçtir ve bebeğin uzuvlarının oluşması  gebeliğin 7. Ayının sonuna kadar devam eder. 7 Aydan sonra doğum her an olabilir çünkü bebeğin tüm organları oluşmuştur ve bebek ana rahminin dışında yaşam sürdürebilir artık.

Görüldüğü gibi söylencede geçen “Kırklar Cemi” bir toplantı hali, kadın ile erkeğin birlikte katıldığı cem de değildir. “Kırklar Cemi”, doğacak olan insanın ilk kez belirmesi, ilk insanın ana rahminde toparlanması, cem olmasıdır.  Bu da söylendiği gibi “başka bir alem”de “Kubbe-i Rahman”da yani ana rahminde oluşan insanın ilk toparlanmasını, cem olmasını anlatmaktadır.

Başköylü Hasan Efendi bu durumu şu dizelerle dile getirmektedir.

“Vücudun seyrinde yoktur lâ mekân/ Varlığı mevcuttur  cümlesi bir can/ Mevcut azada olan bir katre kan/ Akıyor rahmeti nur deryasına.

...

Hasani bu varlık Hakk rızasıdır/ Anadan babadan bil mayasıdır/ Güruhu Naci’nin hem azasıdır/ nur doğmuş kubbenin hak bacasına “

Yukarda belirttik bir kez daha belirtmekte yarar var. Bebek 7 aylık olduğunda tüm uzuvları oluşmuştur. Normal doğum 9 ay 10 gün sonradır. Yani ana adetten kesildikten 40 hafta sonra, bir diğer deyişle 280 gün sonra.

Kırklar Cemi ve Semah insanın anne rahminde mayalandığı ilk kırk günle ilgilidir. 40 günden sonra 41 yoktur. Kırklar bir’e dönüşmektedir. Zaten dikkatle incelendiğinde Kırklar Söylencesi’nin bütün anlatımları da buna dönüktür. Kırklar cinsiyetsizdir, cinsiyet henüz oluşmamıştır. Bu yüzden Sırr-ı Hakikat Kapısı’ndan geçip Kırklar Cemi’ne girenlerin cinsiyetinin olmadığı kabul edilir.

Alevi cemlerinde (toplantılarında) kadın ve erkek yok, can vardır. Pir huzurunda  yürütülen ceme katılanlar, Semaha duranlar cinsiyetsiz kabul edilir. Hünkar Hacem Bektaş-ı Veli bu durumu şu dizelerde dile getirir;

“Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde

Hakk'ın yarattığı her şey yerli yerinde

Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok

Noksanlık, eksiklik senin görüşlerinde »

Hakikatte Kırklar Cemi’de, semah’ta anne rahminde meydana gelmektedir. Nitekim Pirlerimiz üryan cemi’nden bahsederlerken aslında 40’ların 41. Gün bire yani can’a dönüşmesi vesilesiyle ana rahminde yapılan bu kırklar Cemi’ni tarif etmektedirler.  Muhammed’in başındaki sarık düşmüş ve 40’lar Kırk parçaya bölerek  bellerine dolamışlardır. Bu da “Kemerbest Sırrı”nın, yani bebeğin göbek kordonunun saklanmasıdır.  İşte Alevilerin sırrı budur.  Anne ile baba’nın birleşiminden oluşan mayalanma 40 gün sonra 41. Gün kırklar insanın ilk nüvesi olmuşlar, coşkuyla üryan olarak semah dönmeye başlamışlardır. Göbek kordonu oluşmuş, 366 damarın oluşumu tamamlanmıştır.

Kırklar Cemi’de, Semah’ta budur. Bu cem Anne rahminde henüz 41. günde tamamlanmıştır.ilk insan’da doğum kapısından, hakk’tan gelmiştir. Ateş, hava, su ve toprağın birleşiminden ilk canlı oluşmuştur. İlk oluşan bitkidir, ardından oluşan canlılar hayvanlardır, hayvanın evrimleşmesi ile, bulundukları iklim şekli ve beslenme olanaklarına göre karada ve suda yüzlerce, binlerce hayvan türü oluşmuş ve bu hayvanlar  aleminin üyesi olarak insan soyu şekillenmiş ve günümüzün insanı var olmuştur. Her varlığın bir oluşum şekli vardır. Ancak inancımızda tüm canlılar kutsaldır, yaşamın sürmesinin gerekçesidirler. İnsan soyumuzun sürdürücüsü olarak kutsaldır. Bundan dolayı varlıkların en akıllısı olarak kabul edilir. Alevilere göre “okunacak en büyük kitap insandır” Bu kitabı okuyabilenler, Alevi sırrı’na tanıklık edebilirler. Sırrı Hakikat insanın varoluş sürecidir.

Anlatmaya çalıştığımız şudur. Aleviler her zaman var olana, elle tutulan, gözle görülene inanmışlardır. Yani bilime, gerçeğe, hakikate inanmışlardır.  Doğum Alevilerde kutsal bir olaydır. Hamile kadın kutsaldır. Tüm istekleri eşi ve sevenlerinin yaşadığı toplum tarafından yerine getirilmeye çalışılır.

Yararlanılan kaynaklar;

*Sırrı Öztürk, (Alevilerin Büyük Sırrı, Yurt Yayınları 4. Baskı)

*Haşim Kutlu (Temel özellikleriyle Kızılbaş Alevililik kitabı)